Yine de değişim kendi kendine olmayacak. Bu köşede defalarca ikaz ettiğimiz gibi, iki yılı aşkın bir süredir yaşanan ekonomik türbülans ve ülkenin yüzde 15’ini vuran afet, mevcut gecekondu rejimin kendiliğinden kaybetmesini sağlamayabilir. Tersine iktidar belirsizlik ortamından güç devşirebilir. Buna hem imkânı var hem de iradesi.
Muhalefet bileşenlerinin ekonomik türbülanstan nasıl çıkarılacağımızı, yıkılan kentlerimizin nasıl yeniden inşa edileceğini ve her kesimden seçmenin hayatının nasıl iyileştireceğini anlatacak inandırıcı bir hikâye yaratması gerekir. Bu yapılabilirse seçime iki ay kala hala kararsız olan veya sandığa gitmeyeceğini ifade eden yüzde 20’ye yakın seçmen kesiminden yüzde 4-5’lik bir bölüm ikna ve motive edilebilir.
Tüm bu görevler doğru yapılsa dahi, iktidar ve muhalefet güçlerinin birbirine bir hayli yakın dengesi nedeniyle seçim güvenliği konusu hayati olacak. Zira ülkede rakiplerin oyu ile kazanmayı alışkanlık haline getirmiş ve son dakika sürpriz seçim hilelerine başvurmuş bir yapının olduğu unutulmamalıdır.