17 Ağustos 1999 depreminin sabahında Adapazarı’na gitmiştim. Asker, ilk andan itibaren göreve başlamıştı. Böyle büyük bir depreme rağmen dayanışma içinde bu sorunları aşmak için her birim üzerine düşeni yapıyordu. Bazılarının o günlerde eleştirdiği Türk Kızılay’ı, çadırı beğenilmese bile halka çadır dağıtıyordu. Kızılay’ın da bağlandığı AFAD, halka çadır bile dağıtamıyor. O deprem şunu da öğretmişti: Her il valiliğinde ilin nüfusu da dikkate alınıp çadırlar yaptırılacak, bunlar depolarda saklanacak, ihtiyaç halinde çıkarılacaktı. Peki o çadırlar nerede? Yoksa valilikler, ellerindeki o çadırları tarikatlara mı verdi? Bunların kapsamlı araştırılması gerekiyor. Halkımızın iyilik için yarışırken, tarikatların bunu fırsata çevirmesine izin verilmemeli…