Dünyanın en acayip kamulaştırma hikayesi: Gülen Holding'i Milli Eğitim devralıyor!

 

mert yildizMERT YILDIZ

mertyldz@gmail.com / Twitter: @my2048

Her şey geçtiğimiz hafta başladı.

Erdoğan önce çocukları oynasınlar diye Davos’a yolladı. Davutoğlu, Babacan, Şimşek güle oynaya Davos’a gittiler. Çok seviyorlar iş adamlarıyla otursunlar kalksınlar, kendilerini önemli hissetsinler.

Davos nere, Afrika nere?

erdogan afrika
Fotoğraflar: Reuters

 

Erdoğan’ın da planını gerçekleştirmek için biraz sessizliğie ihtiyacı vardı. Ağzımıza bir bal çaldı; ‘Herkes Davos’ta yer içerken, ben ülkemizin ihracatını arttırmak için Afriya’ya gidiyorum’ dedi. Davos’ta dünyanın toplam gelirinin yüzde 70’ini temsil eden iş ve devlet adamları dururken, Erdoğan ihracatı artırmak için dünya gelirinin yüzde 0.4’ünü temsil eden ülkelere gitti.

İlk durak Etiyopya’ydı.

Çok güzel bir ülke. İnsanları da çok güzel. Afrika kıtasında kendi alfabesi ve mutfağı olan tek ülkesi. Tarih boyunca kolonileştirilememiş.

Amma velakin dünyanın en fakir ülkeleri listesinde dokuncu sırada. Kişi başına düşen gelir 547 ABD doları. Yani bizden takriben 20 kat daha fakirler. Planda ordan Somali’ye ve Cibuti’ye geçmek vardı ama işte Suudi kralının zamansız ölümüyle seyahat iptal oldu.

Gerçek amaç başka: Fethullah & Co’nun yerine Milli Eğitim Bakanlığı

erdogan-gulen

Cemaat’ten gelen şükür duası Suudi kralını cennetlik etmiştir herhalde.

‘Cemaat’ten gelen’ diyorum çünkü Erdoğan sonradan itiraf ettiği gibi ihracat için bu ülkelere gitmedi, bu ülkelerdeki liderlerle hasbihal edip Cemaat okullarını kamulaştırmak için gitti.

Malum Etipoya’nın toplam yıllık ithalatı 12 milyar. Bizim toplam aylık ihracatımız kadar. Yani adamlar herkesi bırakıp sadece bizden mal alsa bizim ihracatımıza etkisi yüzde 7.

Kaldı ki adamların bizim ihraç edemeyeceğimiz tarım ve enerji dışındaki tüm ithalatını Çin ve Hindistan karşılıyor. Kişi başına düşen gelirin bu kadar düşük olduğu ülkelerde bizim imalatımız pahalı gelir, biz emeğin bizden çok daha ucuz olduğu Çin ve Hindistan gibi ülkelerle fiyatta yarışamayız.

Durum böyleyken Erdoğan ziyaretinin gerçek amacını gizlemedi. ‘Bizim Fetullah Gülen & Co’nun orada bir kaç okulu kalmış onları devralmaya gidiyorum’ dedi. O okulları artık Milli Eğitim Bakanlığı işletecek, yani Gülen & Co’nun okullar kamulaştırılacak.

Bu nasıl kamulaştırma?

erdogan afrika1

Eskiden kamulaştırmak dediğiniz zaman yabancının elinden alıp kamuya vermek akla gelirdi. Bolşevik devriminden veya Castro’nun devriminden sonraki tüm kamulaştırmalar yabancıları ve sömürgecileri ülkenizden atmak amacıyla yapılmıştı. Cemal Nasır bile Süveyş Kanalı’nı İngiliz ve Fransızlar kanalın gelirlerini Mısır için kullanmadıkları gerekçesiyle kamulaştırmıştı.

Bizdeki kamulaştırmada öyle olmuyor. Öncelikle kendi ülkemiz insanının yatırımını kamulaştırıyoruz.  Bunla yetinmiyor bir de yabancı ülkedeki yatırımcının da yatırımını da kamulaştırıyoruz. Başkalarının topraklarındaki yatrımları kamulaştırma savaş zamanı dışında hiç görülmemiş olabilir.

Bana dokunmayan yılan 40 yıl yaşasın sendromu

Bugün çok da umursamayabiliriz. Gülen & Co’yu ne yancılar ne de liberaller seviyor. Ama ya yarın öbür gün siz paralel ilan edilip şirketiniz kamulaştırılırsa? Yabancı yatırımcı olsanız siz böyle bir ülkede yatırım yapmak ister misiniz?

Daha da önemlisi Erdoğan neden Gülen & Co’yu kamulaştırıyor diye düşündünüz mü? Evet, ilk bakışta yürümeyen bir ilişki var, sancılı bir boşanma dönemi var. Ama Erdoğan neden okulları kapatmakla yetinmiyor da MEB’e devretmekte ısrar ediyor?

İki nedeni var

erdogan afrika2

Kamulaştırmanın iki sebebi var.

Birincisi artık rantın arslanın ağzında olması. Emlağa talep yok; fiyatlardaki artış durdu, şirketler zar zor ayakta duruyor.

Altyapı yatırımları için kredi bulunamıyor. Özelleştirecek kamu şirketi kalmadı gibi.

Rant bulmak eskisi gibi kolay değil. Zenginleşmek istiyorsanız ya pastayı büyüteceksiniz ya da başkasının dilimini çalacaksınız. 2007’den beri bizim pasta büyümüyor. O zaman başkasının dilimine saldıracaksınız. Kamulaştırmanın arkasındaki ilk sebep bu.

İkincisi ise Gülen & Co’nun iş modeli. ‘Holding’in Bangaleş’ten Moğolistan’a, Tanzanya’dan Gine’ye dünyanın her fakir ülkesinde bir okulu var. Okullar bu ülkelerin Robert Koleji, Alman Lisesi, Üsküdar Amerikan’ı. En üst düzey eğitim veriyorlar ve bu ülkelerdeki varlıklı kesim çocuklarını pahalı da olsa Gülen’in okullarına yazdırıyor. Okulda Gülenizm’in yanısıra Türkçe’de öğretiliyor.

 

Erdoğan şirketi kapatmak istemiyor

Özetle Amerikalıların ve Almanların 120 sene önce bize yaptıklarını şimdi Gülen & Co bu fakir ülkelere yapıyor. Bu ülkelerde Türkiye’ye sempatik bir şekilde bakmaya formatlanmış geleceğin devlet adamlarını, işinsanlarını yetişiyor.

Erdoğan da Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Dış Ticaret Müsteşarlığı’ndan daha etkin bir şekilde ülkenin mal ve hizmet ihracatını artırmaya çalışan bu şirketi kapatmak istemiyor.

Gülen & Co kamulaşınca bizim için çok bir şey değişmeyecek. Belki Türkçe Olimpiyatları’na karşı olan fanatizmimiz azalır. Bizim canımızı yakacak bir şirkete bu yapılana kadar sessiz tedirginliğimizin keyfine varırız. Pastanın boyu artmadığı sürece sıranın bir gün bizim diliminize de geleceğine emin olabilirsiniz.

Ama ümitsizliğe kapılmayın. Ekonomi tarihi bu tür sistemlerin içinde bir otomatik imha mekanizması olduğunu gösteriyor. Detay için Daron Acemoğlu’nun ‘Ulusların Düşüşü’ kitabına bakınız.