'Yolsuzluk düzenin kendisi haline geldi'

İktisatçı Şevket Pamuk, “Yolsuzluk her ülkede vardır. Ama yolsuzluktan söz etmek bile yasaklanabiliyorsa, açıkça davetiye çıkarılıyor demektir. Yani yolsuzluk istisnai sınırlar içinde kalmak yerine, düzene damgasını vurmaya başlıyor. Hatta düzenin kendisi oluveriyor” dedi.

Radikal’den Bahadır Özgür’le yaptığı söyleşide Pamuk’un  söylediklerinden satırbaşları:

sevket-pamuk– Son dönemde devletin ekonomideki ağırlığı, kural koyuculuğu, müdahalesi arttı. Bir kere ekonominin yapısını devlet belirliyor. Sanayiyle mi büyüyeceğiz, inşaata ağırlık mı olacak vb. Bir de ekonominin içinde kimlerin kazanacağını da devlet belirliyor. Bu cumhuriyet tarihi boyunca vardı ama dediğim gibi, son dönemde çok fazlalaştı. Oysa iddia tam tersiydi.

Yolsuzluk her ülkede vardır ama…

– Yolsuzluk her ülkede vardır. Eğer bir ülkede siyaset yolsuzlukları açıkça gösterip mücadele edebiliyorsa, belli sınırlar içinde tutulabilir. Ortadan kaldırılamaz ama görünür olur, tartışılır. Ama yolsuzluktan söz etmek bile yasaklanabiliyorsa, açıkça davetiye çıkarılıyor demektir. Yani yolsuzluk istisnai sınırlar içinde kalmak yerine, düzene damgasını vurmaya başlıyor. Hatta düzenin kendisi oluveriyor.

– Türkiye’de son yıllarda özellikle medyada yolsuzluklardan söz etmek çok zorlaştı. Bu konuşmama durumu da yolsuzluğu artıran bir etken oldu. Sonuçta bugün yolsuzluk düzenin bir parçası, kuralı haline geldi. Çabuk kâr etmenin yolu olarak özel sektörde de devlete yaklaşmak, ayrıcalık elde etmek gibi bir mantık öne çıkıyorsa burada sorun çok büyüktür. Bu bir kural haline geldiğinde ekonomi yine bir miktar büyüyebilir ama eninde sonunda tökezler.

AKP’nin öncekilerden farkı

– İktidarlar için kendine yakın bir özel sektör yaratmak her dönemde siyasetin önceliklerinden oldu. Diğer yandan önceki dönemlerle kıyaslandığında bariz farklılıklar da var. Bugünkü devlet, yönettiği ve denetlediği kaynaklar bakımından Cumhuriyet tarihinin en geniş yetkilerine sahip, en güçlü devletidir. İşte AKP’nin öncekilerden farkı bu.

– Bağımlılık daha önceki dönemlerle kıyaslandığında daha fazla. AKP bir model geliştirdi. Bir kere tüm izin, ruhsat, belge gibi işleri Ankara’da bakanlıkların eline teslim etti. Yani ipin ucunu merkezi hükümet tuttu. Bu da kaynak dağılımının hükümetin istediği şekilde gelişmesine yol açtı.

– AKP’nin kurduğu bu mekanizmaya hem sermaye hem siyaset destek verdi. Buna karşı çıkmadılar. İnşaat yoğunluğunun artırılması herkesin işine geliyordu çünkü. Bir tek halkın işine gelmiyordu. Yerel yönetimler, Ankara, şirketler bu sistemi kabul etti. Devlet olanakları üzerinden böyle bir koalisyon oluştu.

İlk tepki Gezi’dir

Pamuk'un son kitabı.
Pamuk’un son kitabı.

– İşte bu inşaat ortaklığına ilk tepki Gezi’dir. Hepimize işin ne boyuta geldiğini gösterdi, bir bilinç sağladı. Türkiye’de çevre duyarlılığı hiçbir zaman popüler olmadı. Bakanlıklar kuruldu, devlet bütçe ayırdı fakat hep yaparmış gibi yapıldı. Çevre ve Şehircilik bakanlığı var. Bu ikisi bir araya gelir mi hiç!

– Cemaatler her zaman vardı. Ekonomideki rolleri yavaş yavaş arttı.  Güçlerini artırmak, devletin olanaklarından yararlanmak için kendilerine yakın siyasi oluşumları destekledi. Devlet olanaklarına yaklaştıkça özellikle Anadolu’da etkilerini artırdılar. Üstelik cemaatlerin dışlayıcı bir yapısı vardır, içinde değilseniz elde ettiği olanaklardan yararlanamazsınız. Bu da daha çok kesimi onlara yakınlaştırdı.

Cemaat-AKP çatışması temelinde bir güç savaşı

Cemaat-AKP çatışmasının temelinde siyasi bir güç savaşı olduğunu düşünüyorum. Deniyor ki, bu çatışma yüzünden yabancı sermaye gelmez, yatırım olmaz. Bir kere bundan çok daha önemli ekonomik sonuçları olacak bu çatışmanın. Zaten sorunlu olan hukuk ve yargı tam çöküş aşamasında.  Yürütme tamamen yargıyı denetime alıyor. Türkiye’deki özel sektörün, girişimcilerin, insanların hak aramalarının hukuk çerçevesinde olmaması büyük sorun. Devlete kim yakınsa ekonomik mücadaleden o galip çıkar kanısı yayıldı. Böyle koşullarda ekonomide yatırım artmaz. Kısa vadeli ekonomik çıkarlar her şeyi belirler. İşte asıl bu anlayışın yol açacağı ekonomik çöküş Türkiye için acı olacak.