Avrupa’da yaşanan bu enerji tartışmaları Türkiye’yi de yakından ilgilendiriyor. Rus Lider Putin’in ortaya attığı, AK Parti hükümetinin de çok irdelemeden benimsediği Trakya’da Rus doğalgaz merkezi kurulması fikri de, Almanya başta olmak üzere, Avrupa’nın “alternatif enerji kaynağı arayışlarına” karşı geliştirilmişti. Ancak Putin’in önerisinde, Trakya’ya akıtılacak Rus gazının ne fiyatlanmasında, ne de satışında Türkiye’ye herhangi bir söz hakkından bahsedilmiyor. Dolayısıyla bu hat, Rusya’nın Avrupa’ya gaz satabileceği “yeni bir yöntem” olmaktan ileri gitmiyor. Avrupa’nın Ukrayna savaşı nedeniyle Rus gazı tedariğini sıfıra indirmeyi konuşmakta olması da, Putin-Erdoğan ikilisinin dört elle sarıldıkları bu projeyi baştan “ölü doğmuş” hale getiriyor.
Bu çerçevede Türkiye’nin enerji merkezi olma hayalleri giderek silikleşirken, Akdeniz’de Mısır “yeni merkez” olarak öne çıkıyor.
Mısır’ın Kıbrıslı Rumlarla ve yakın zamanda Yunanistan’la yaptığı Akdeniz’deki egemenlik alanlarını sınırlandırma anlaşmaları, İsrail ve Avrupa Birliği ile bu haziran ayında imzaladığı doğalgaz başta olmak üzere enerji alanında işbirliği mutabakatı kritik önemde. Mısır, enerji alanında, başta doğalgaz zengini Cezayir olmak üzere, tüm Arap dünyasıyla da dirsek temasında. Bir de buna yakın zamanda İsrail ile Lübnan arasında imzalanan Akdeniz’deki egemenlik alanlarını sınırlandırma anlaşmasını ekleyin;
Mısır, Akdeniz’den çıkarılan ve çıkarılacak doğalgazın toplandığı ve dağıtıldığı merkez olma yolunda hızla ilerliyor.
Kısacası;
Erdoğan Putin’le yol yürümeye çalışırken, Mısır göz göre göre Akdeniz’in “enerji merkezi” haline geliyor.