Bu yasanın Türkiye için neden gerekli olduğunu anlatırken “Türkiye ise uluslararası anlaşmalara göre dezenformasyona en fazla maruz kalan ülke. Neredeyse her iki haberden birisi yanıltıcı içerik taşıyor” deniyor. Canım bu kadar önemli bir bilgi kaynak göstermeden verilir mi sayın Prof. Dr. Fahrettin Altun? Hangi uluslararası anlaşmalar acaba diye merak edene, neyse ki, İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi Başkanı İdris Kardaş Twitter’dan cevap vermiş, Oxford Üniversitesi raporuymuş. Yahu yazsanıza tam adını, günlerce iktidar medyası gazeteleri raporun haberini zaten yaptı: Oxford Üniversitesi Reuters Enstütüsü. Bu çekingenliğin sebebi, Ağustos sonunda Altun’un Reuters’ı “Türkiye karşıtı algı operasyonlarının ve sistematik manipülasyonların bir aparatı olduğunu” ilan etmesi mi? Niye bu kadar sinirlendiğini de hatırlatalım, Reuters’ın yayınladığı haberde, Altun’un gazetelerin yazı işlerine talimatlar gönderdiği, hatta bizzat aradığı, Whatsapp üzerinden iletişime geçtiği söyleniyordu, hatta haberi yazan bu mesajları gördüğünü de yazmıştı. İşinize gelmeyince “Eyy Reuters!”, gelince uluslararası raporlar…
İletişim Başkanlığı o platformu kuramadı ama iki haftadır Dezenformasyon Bülteni yayınlamaya başladı. Yine kaynak yok, nasıl doğrulandığı belli değil. Amasra Maden Katliamı ile ilgili şöyle bir cümle var mesela: “Dolasıyla iddiaların aksine, söz konusu Sayıştay raporlarındaki öneriler dikkate alınmış, hatta mevzuatın gerektirdiğinden daha fazla tedbir alınmıştır.” Bu cümlenin öznesi kim? İdris Kardaş mı yapmış denetimi? Kaynağı Enerji Bakanı Fatih Dönmez ise, o zaten kendisini savundu Meclis’te, size ne gerek var? Medyanın görevi iktidarı denetlemek değil mi, siz ‘doğrusu bu’ deyince doğrulanmış mı oluyor? Ya yarın soruşturma sonucunda gerekli tedbirlerin alınmadığı ortaya çıkarsa? Kusura bakmayın ama artık aklımızla alay eder hale geldi bu dezenformasyon konusu, bu derece aptal yerine konmak insanı öfkelendiriyor.