'Yüzyılın gözü' Henri Cartier-Bresson'un tarihe not düşen fotoğrafları yeni bir kitapta toplandı

Ünlü Fransız fotoğrafçı Henri Cartier-Bresson’un kendine özgü siyah beyaz fotoğraflarından oluşan bir koleksiyonun yeni baskısı Fransa’da yayımlandı. Yirminci yüzyıl tarihini belgelediği için ‘yüzyılın gözü’ olarak anılan fotoğrafçı, yeni nesil fotoğrafçıların ve sanatseverlerin odak noktası olmaya devam ediyor.

Alicante, İspanya (1933). Fotoğraf: Henri Cartier-Bresson (Magnum)

Henri Cartier Bresson: Photographe, 1926 ve 1978 yılları arasında çekilmiş 155 fotoğraftan oluşan bir dizinin 11’inci baskısı.

Fransız fotoğrafçı, Hindiçini’de öldürülen savaş fotoğrafçısı Robert Capa ve 1956’da Süveyş Kanalı yakınlarında vurularak öldürülen David ‘Chim’ Seymour da dahil olmak üzere birkaç meslektaşıyla kurduğu Magnum fotoğraf ajansından 1974 yılında istifa etmişti.

Kitabın son baskısını yapan Fransız yayınevi Delpire’nin temsilcisi Catherine Philippot, The Guardian’a verdiği röportajda, Cartier-Bresson’un fotoğraf tarihinin en önemli isimlerinden biri olmaya devam ettiğini söyledi.

“Kitabın bir süredir baskısı yok ama açıkça talep vardı, aksi takdirde bu baskıyı yayımlayamazdık” diyen Philippot, “Cartier-Bresson, büyülemeye devam ediyor” ifadesini kullandı.

Editörlerin yeni baskıdaki görüntüleri iyileştirmek için Henri Cartier-Bresson Vakfı ile birlikte çalıştığını söyleyen yayıncı Delpire & Co’nun direktörü Emmanuelle Kouchner, “Bunun, orijinal olarak Cartier-Bresson ile kendi görsel seçimiyle oluşturulmuş bir kitap olduğunu hatırlamak önemli. Sonunda çizim ve resim yapmaya başladı, ancak bunlar onun hatırlanmasını istediği fotoğraflardı” dedi.

Cartier-Bresson, bazıları tarafından, sanatı ilk uygulayanlardan birisi olduğu için foto muhabirliğinin vaftiz babası olarak biliniyor ve 1952 tarihli ‘Belirleyici an’ başlıklı makalesinde fotoğrafçılığı, kilit anı yakalayan fiziksel bir yetenek olarak tanımlıyor.

Dünya tarihini belgeleyen bir fotoğrafçı

Cartier-Bresson, İspanya iç savaşını ve 1944’te Paris’in kurtuluşunu belgeledi, 1948’de Mahatma Gandhi’yi suikasta uğramadan saatler önce fotoğrafladı, 1954’te Joseph Stalin’den sonraki hayatı kaydetmek için Sovyetler Birliği’ne davet edilen ilk batılı fotoğrafçıydı.

Bir noktada portrelere odaklanmaya karar veren Fransız fotoğrafçı, Pablo Picasso, Albert Camus, Colette, Henri Matisse ve Alberto Giacometti’yi fotoğrafladı.

Cartier-Bresson, otuz yıl boyunca Avrupa, Amerika, Hindistan, Japonya, Meksika, Çin ve Sovyetler Birliği’ni dolaştı. 1920’lerde Cambridge Üniversitesi’nde sanat, edebiyat ve İngilizce okuduktan sonra Paris’te gerçeküstücülerle tanıştı, son yıllarını çizim ve resim yaparak geçirdi. Öldüğünde, tahminen yarım milyon fotoğraf çekmişti.

Ölümünden bir yıl önce 2003’te verdiği bir röportajda, “Herkes bana fotoğrafçılık hakkında soru soruyor ama ben fotoğrafçılık kariyerime inanmıyorum” diyen Cartier-Bresson, “Fotoğraf, deklanşöre basmak ve parmağınızı doğru anda aşağı çekmekle ilgilidir. Önemli olan çizim yapmak. Fotoğraf artık beni ilgilendirmiyor” ifadelerini kullandı.