Oscar’dan sonra en prestijli ikinci ödül kabul edilen Altın Küre, cinsiyetçilik, ırkçılık ve çıkar çatışmalarının ortaya çıkmasının ardından tarihe karışmanın kıyısından döndü. Her yıl yayımlandığı Amerikan NBC kanalında geçen yıl yayınlanmayan ödül töreni televizyon ekranlarına dönüyor.

Hollywood Yabancı Basın Birliği (HPFA) tarafından 1944’ten bu yana verilen Altın Küre Ödülleri, jürinin ‘çeşitlilik karşıtı’, ‘seksist’ ve ‘etik dışı’ faaliyetlerde bulunduklarının anlaşılması üzerine 2020’de çok tartışılmış, neredeyse tüm sektör tarafından boykot edilmişti.
HFPA’nın son 20 yıldır hiç siyah üyesi bulunmadığına yönelik haberlerden sonra başlayan boykota bazı oyuncular da katılarak daha önce aldıkları ödülleri geri vereceklerini açıklamıştı.
Organizatörler ırkçılık, cinsiyetçilik ve etik ihlallerde bulundukları gerekçesiyle eleştiri altında kalmış; üyelerin bazı film yapımcılarından rüşvet alarak o filmlere oy verdikleri iddia edilmişti.
Tüm bu gelişmelerin üzerine 1996 yılından bu yana ödül törenini canlı yayınlayan NBC, ‘anlamlı reformlar’ görene kadar yayın yapmayacağını söylemiş, tören geçen yıl kamuya kapalı düzenlenmişti. Böylece 2008’den sonra ilk kez ödül töreni canlı yayında ekran başından takip edilememişti.
Bu yıl HFPA, üyelerin herhangi bir şekilde hediye almasını yasakladı; altısı siyah, 21 yeni üyeyi bünyesine kattı. Oy verme hakkı bulunan 100’den fazla yeni üye de -tarihinde ilk kez- ABD dışından üye yapıldı. Bunlar arasında Türkiye’den seçilen sinema yazarları yıl Selin Gürel ve Janet Barış da bulunuyor.
Bu reformlardan sonra bu yıl 80’incisi düzenlenecek ödül töreninin NBC’de yayımlanması için anlaşma sağlandı. NBC’den yapılan açıklamada ‘HFPA’nın reformlara açık olduğunu gösterdiği ve devamının da beklendiği” belirtildi.
Neler olmuştu?
bantmag’ın derlediği yazıya göre sektör adına önemli olayların fitili, 78. Altın Küre Ödülleri’nin hemen öncesinde ateşlendi. Bir önceki yılın en ses getiren televizyon işlerinden olmasına rağmen ‘I May Destroy You’nun birlik tarafından tamamen görmezden gelinmesi, Netflix’in yapımlarından ‘Emily in Paris’in ise iki adaylık kazanması tepki toplamıştı. Çok geçmeden Emily In Paris’in prodüksiyon sürecinde, 30 HPFA üyesinin Paris’e davet edildiği ve tüm masrafların ekip tarafından finanse edildiği ortaya çıktı.
Üyelik için tüm şartları sağlayan başvuruların sıklıkla reddedilmesi, Norveçli gazeteci Kjersti Flaa’nun itirazları nedeniyle o dönem tekrar gündeme geldi. Törene kısa bir süre kala, aslında sektörün uzun yıllardır bildiği fakat kamuoyunun vakıf olmadığı bir detay ortaya çıktı. Farklı ülkeleri temsil eden 87 HPFA üyesinden hiçbirinin siyah olmadığı, hatta birliğin son 20 yılında tek bir siyah üye bile bulundurmadığı öğrenildi.
“HFPA, Harvey Weinstein gibileri tarafından Akademi tanınırlığı için ivme kazanmak üzere meşrulaştırılmış bir organizasyondur” diyen Scarlett Johansson, cinsiyetçi sorularla karşı karşıya kalmamak için yıllardır kurumun etkinliklerine katılmayı reddettiğini söyledi. Bu açıklama büyük yankı uyandırdı. Üç Altın Küre’si bulunan Tom Cruise’un, ödüllerini iade ettiğini duyurması da benzer bir etki yarattı.
78. Altın Küre Ödülleri töreninde HFPA’in o dönemki başkanı Ali Sar, yardımcısı Helen Hoehne ile eski başkan Meher Tatna özür içeren açıklamalarda bulundu. Hoehne “Bu akşam, dünyanın dört bir yanından sanatçıların çalışmalarını kutlarken, bizim de yapacak çok işimiz olduğunu kabul ediyoruz. Tıpkı sinema ve televizyonda olduğu gibi, siyah temsili hayati önem taşıyor. Birliğimizde siyah gazeteciler olmalı” derken; Sar ise üyelerde çeşitliliğin olduğu bir ortam yaratmanın istisna değil, norm olduğunu belirtti.