Öyle bir duruma gelindi ki, ödemeler dengesinin özellikle bakılması, irdelenmesi gereken kalemi olan cari işlemler dengesi, adeta ikinci planda kalıyor. Cari denge, daha önce açıklanan dış ticaret verilerine ve özellikle mevsim etkisiyle turizmden ne geleceğine bakılarak iyi kötü tahmin edilebiliyor zaten. Nitekim temmuz ayındaki 4 milyar dolarlık cari açık, tahminlerle uyumlu bir düzeye işaret ediyor. Ama yine de tahmin edilebiliyor olsa da ödemeler dengesi demek, bir anlamda cari işlemler dengesi demek, bu kaleme bakılması gerekiyor. Ancak dikkatimiz artık tümüyle başka bir kaleme, net hata noksana kaymış durumda.
Net hata noksanda gerek temmuzdaki, gerek ilk yedi aydaki tutarlar çok ama çok yüksek.
İşte o yüzden soruyoruz ya, “Neyi yanlış ölçüyoruz da net hata noksan bu kadar büyüyor” diye…
Net hata noksan tüm ülkeler için söz konusudur, yalnızca bizde yoktur. Merkez Bankası bizdeki tutarın yüksek olmasını, Türkiye’de ödemeler dengesi istatistiklerinin verileri oluştuktan kısa sayılabilecek bir süre sonra açıklanıyor olmasına bağlıyor. Yani Merkez Bankası, “Geç açıklasak bizim net hata noksanımız da bu kadar olmaz” demeye getiriyor.
Ne var ki, erken açıklama yapıldığı için yüksek olduğu ifade edilen net hata noksanın, zaman içinde tutarın ilgili kalemlere yansıtılması suretiyle küçültülmesi gerekir.
İşte bu olmuyor. 2011’in 12 milyarı ve 2018’in 23 milyarı için ilgili kalemlere kaydırma yapamamış olmanın bir izahı var mı?
Merkez Bankası “Biz erken açıklıyoruz, onun için böyle” demeye devam edebilir ama zaman geçtikte bu tutarın küçülmesini de sağlamak durumundadır. En azından şu dönemde hangi etkenlerle böylesine rekor düzeyde bir net hata noksan oluştuğuna dönük bilgilendirme yapılmalıdır.