Aşıklar Bayramı ne bir 'yol' ne de 'baba-oğul' filmi

ERAY YILMAZ

Akademisyen Eray Yılmaz, Aşıklar Bayramı’nın ‘yol filmi’ ya da ‘baba-oğul filmi’ şeklinde tanımlanmasına itiraz ediyor. Hatta ‘Aleviliğe saygı duruşu’ olduğu yorumlarına da katılmıyor.

Netflix’te seyircisiyle buluşan Aşıklar Bayramı, Kemal Varol’un aynı adlı romanından uyarlama. Ancak, yönetmeni Özcan Alper’in de söylediği gibi roman ile film arasında önemli farklar var. 

Alper yine Diken’de yayınlanan röportajında“…biliyorum ki Kemal Varol’un kitabını her kim uyarlasa her biri başka film olurdu” diyor.

Dolayısıyla bu kısa yazıda doğrudan doğruya filme odaklandım, romanı değerlendirmedim. Film, Özcan Alper’in verdiği söyleşilerden de kaynaklanarak, genellikle iki biçimde değerlendiriliyor. Bu bir yol filmi ve bu film bir baba-oğul filmi.

Neden bir yol filmi değil

Aşıklar Bayramı’nın bir ‘yol filmi’ olduğunu söylemek zor görünüyor.

Yol hikayelerinde, edebiyat kuramcısı ve eleştirmen Berna Moran’ın işaret ettiği gibi, ‘ayrılış-savaşım ve dönüş’ ana bölümleri meydana getirir. Edebiyatın ilk örneklerinden Homeros’un destanlarından Orhan Kemal’in Bereketli Topraklar Üzerinde romanına kadar bu tipik unsurlar yol hikayelerinde işlenir.

Aşıklar Bayramı’ndaysa kansere yakalanmış ve artık tedavisinden ümit kesilmiş Heves Ali’nin bir yol hikayesini değil, ancak dünyaya vedasını izleriz. Heves Ali, başta oğlu Yusuf’un annesi, ardından 25 yıldır görmediği oğlu Yusuf, sonra da biri vefat etmiş, üç maşukuyla vedalaşır.

Kırşehir’de başlayan vedalaşma, Kars’ta ‘Aşıklar Bayramı’nda sona erer. Dolayısıyla bu bir yol hikayesi değil, ancak bir veda hikayesi olabilir. Yol hikayesi bağlamında filme ‘dönüş’ desek bile ayrılığa dair elimizde pek bir şey yok, Heves Ali neden Yusuf’tan ayrılmış bilmiyoruz. Tek bildiğimiz veya çıkarabildiğimiz unsur, Heves Ali’nin elinde bağlaması yıllarca muhabbetlerde yer aldığı, diyar diyar gezdiği, çeşitli köylerde ardında maşuklar bıraktığı. Bunun ötesinde ayrılışa veya savaşıma dair bir şey söylemek mümkün değildir. Roman yazarı Varol da bu duruma işaret etmiş ve röportajında şöyle demiş: “Heves Ali’nin yaptığı bir çeşit helalleşme yolculuğu aslında. Hem bir zamanlar kalbini kırdığı kadınlardan helallik almaya çalışıyor.”

Neden baba-oğul filmi de değil

Aşıklar Bayramı ‘bir baba-oğul filmi’ gibi de değerlendiriliyor ki aslında bu da uygun bir tanımlama değil.

Oidipus’tan beri baba-oğul geriliminde, başta ‘anneye sahip olmak’ merkezinde bir mücadelenin zamanla, baba-oğul arasında dünya karşısında bir başarı ve iktidar mücadelesine dönüştüğü söylenebilir.

Filmden öğrendiğimiz kadarıyla Yusuf, 14 yaşında yatılı okula bırakılmış, ancak 25 yıl sonra 39 yaşında yeniden babasıyla karşılaşmıştır. Yusuf ile babası Heves Ali arasında ancak Yusuf’un beklentisi söz konusudur.

Yusuf terk edilmesini bir kenara bırakır, sadece yatılı okul yıllarında izinli hafta sonlarında babasının neden gelmediğinin hesabını sorar ve bir karşılık alamaz.

Heves Ali, Yusuf’un soruları karşısında sessiz kalır, şapkasında görülen Yusuf ile çektirdiği fotoğrafı uzun yıllar saklaması bu soruya verilmiş yarım bir yanıttır, ancak Heves Ali daha çok bir aldırmazlık içindedir.

Peki Aleviliğe saygı duruşu mu?

Son olarak, filme dair ifade edilen görüşlerden birisi de filmde bir iki sahnede görülen Alevi cemi ve semahının ‘Aleviliğe saygı duruşu’ şeklinde yorumlanması.

Heves Ali’nin maşuklarından biri de bir Alevi köyünde Zere Ana’dır. Heves Ali, Alevi değildir ama bir Alevi kadınla aşk yaşamış, onu da arkasında bırakmış, onunla da vedalaşmaya gelmiştir.

Filmde bir Alevi köyünde çekilen birkaç sahnenin yer alması, Alevilere saygı biçiminde görülmüşse de bunun ancak yönetmenin bir iyi niyeti olduğunu söylemekle yetinebiliriz. Bir filme bir Alevi semahının görülmesi herhalde ancak öyküyle ilişkisi bağlamında değerlendirilebilir.

Film yazık ki bir yol hikayesi olmadığı gibi bir baba-oğul çatışması veya öyküsü de pek içermez, dahası adından beklenebilecek aşık geleneğini sorunsallaştırmaz. Kısaca Aşıklar Bayramı, zaman zaman ulaştığı şiirsel görselliğe rağmen trajik hale dönüştürülmüş bir veda hikayesinin ötesine geçmez.

Âşıklar Bayramı’nın yazarı Kemal Varol: Yol asıl bundan sonra başlıyor

Bir baba-oğul hesaplaşması, Alevi kültürüne saygı duruşu: Âşıklar Bayramı