Altun'un ekibinin 'medyaya ayar' mesajları Reuters'a uçmuş: Düzenli olarak yazıyorlar

Reuters, iktidarın medyayı nasıl kontrol altına aldığına dair bir yazı yayımladı. Yazıda, Türkiye’den gazetecilerin ve İletişim Başkanlığı, Radyo Tekevizyon Üst Kurulu (RTÜK) ve Basın İlan Kurumu gibi iktidarın basın üzerinde sopa olarak kullandığı kurumlardan ve iktidara yakın medyadan kişilerin görüşleri yer alıyor.

Ajansın edindiği ekran görüntülerinde İletişim Başkanı Fahrettin Altun başkanlığındaki yetkililerin iktidara yakın yayın kuruluşlarına bazı açıklamaların öne çıkarılması, bazılarından da kaçınılması için brifinglerin verildiği görüldü.

Fotoğraf: Diken/AA-Pixabay

Reuters, yazıya, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın damadı ve eski Hazine bakanı Berat Albayrak’ın istifa ettiğini duyurmasından sonra iktidara yakın medyanın 24 saatten uzun süre bunu duyurmamasını anlatarak başlıyor. Reuters, İletişim Başkanlığı’nın bu yönde bir talimat verilip verilmediğini sordu ama başkanlık buna yanıt vermekten kaçındı.

İktidara yakın medya kuruluşlardan dört çalışan, Reuters’a hükümetin istifayı açıklayana kadar bunu duyurmama konusunda talimat aldıklarını söyledi. TRT’de çalışan bir diğer editör de aynı fikirde.

Reuters, başkanlığın medya kuruluşlarına ‘talimat’ verdiğini vurguladı.

İletişim başkanlığından haber kuruluşlarına düzenli mesajlar

Reuters’ın edindiği ekran görüntülerinde İletişim Başkanı Altun’un başkanlığındaki yetkililerine, ana akım medya haber odalarına düzenli olarak Whatsapp mesajları göndererek kabine veya parti üyelerinin belirli yorumlarını öne çıkarmaları veya bunlardan kaçınmaları için yol gösterdiği görüldü. Bazı muhabirlere göre, AKP milletvekilleri de düzenli olarak haber odalarını arayıp bazı konuşmaların yer almasını talep ediyor veya anlatım şeklini değiştiriyor.

Bir TV editörü de, haber odası yöneticilerinin personele ilettiği mesajın ‘hiçbir sorun yokmuş ya da olağandışı bir durum yokmuş gibi davranmak’ olduğunu söyledi.

İletişim Başkanlığı’ndan bir kişi, başkanlığın büyük bir kurum olduğunu ve bünyesinde bin 500 kişinin çalıştığını ancak kararların Fahrettin Altun ve onun yardımcıları tarafından alındığını söylüyor. Aynı kişi, Altun ve ekibinin, iktidarı rahatsız eden haberler konusunda üst düzey muhabir ve editörlerle de sürekli iletişim halinde olduğunu söylüyor.

Reuters’a konuşan resmi yetkililer, başkanlığın konumu gereği medya kuruluşu ve mensuplarına bazı durumlarda briefing verildiğini söylerken basına müdahale edildiğini reddediyor.

Satın alımlar iktidarı medyada baskın hale getirdi

Reuters, iktidarın, kendisine yakın kişi ve şirketlerin medya kuruluşlarını özellikle 2008’den itibaren satın almasıyla medyada baskın hale geldiğini söylüyor. Satın alımlar, hükümeti destekleyen Turkuvaz Medya Grubu’nun Sabah’ı ve ATV’yi satın almasıyla başladı. Turkuvaz Medya, Reuters’ın sorularına cevap vermedi.

2018’de Demirören’in Hürriyet dahil Doğan Haber Ajansı’nı alması ve 15 Temmuz darbe girişiminden sonra hükümetin, FETÖ’ye ait veya yakın olduğu iddia edilen 150’nin üzerinde kuruluşu kapatmasıyla medyadaki hakimiyetini sağladı.

Basın İlan Kurumu bir sansür aracı

Reklamlar, iktidara yakın medya kuruluşlarına veriliyor. Muhalif medyayaysa hem reklam verilmiyor hem de ceza yağdırılıyor. Basın İlan Kurumu (BİK), muhalif basını sopa zoruyla zaptetmeye çalışan bir kurum konumunda bulunuyor. RTÜK de aynı konumda görülüyor.

RTÜK üyesi İlhan Taşçı, RTÜK’ün geçen yılın ilk altı ayında bağımsız kanallara beş milyon lira değerinde para cezası verdiğini söyledi. Taşçı, o dönemde hükümete yakın hiçbir kanala ceza verilmediğini dile getirdi. Taşçı, RTÜK’ün ‘iktidar partisinin ve Saray’ın talimatlarına’ bağlı olduğunu belirtti.

Tele1’in genel yayın yönetmeni Merdan Yanardağ da ‘Tele1’e geçen yıl verilen para cezalarının yaklaşık altı milyon lira olduğunu‘ söyledi.

BİK, Hükümet hakkındaki olumsuz haberleri cezalandıran bir sansür aracı haline geldiği yönündeki eleştirileri reddetti. BİK, cezaların, medya kuruluşlarının görüş ve ideolojileriyle alakalı olmadığını dile getirdi. RTÜK de aynı şekilde iddiaları reddetti.

Medya ombudsmanı Faruk Bildirici de mevcut durumu “Türkiye’de ana akım medya, haber yapmaktan çok gerçekleri gizleme işlevi görüyor. Gazetecilik kaygılarının yerini iktidar partisiyle iyi geçinme ve isteklerini gerçekleştirme çabalarına bıraktı. Parti, gündemin belirlenmesi için talimat veriyor” diye özetliyor.

Erdoğan cephesi, Reuters’ın bu iddialarına yanıt vermedi.

Sansür yasası

Mayıs’ta, Erdoğan hükümeti, bazı ifade özgürlüğü savunucularının eleştirel habercilik üzerine yıllarca süren bir baskıyı ikiye katlayacağını söylediği bir adımın, ne olduğunu tanımlamadan medya dezenformasyonuyla mücadele edeceğini söylediği bir yasa önerdi.

Önerilen yasa tasarısındaki bir madde, güvenlik veya kamu düzeniyle ilgili yanlış bilgi yayanların üç yıla kadar hapis cezasına çarptırılabileceğini söylüyor. Parlamento, tasarıyı Ekim ayında tatilden döndüğünde tartışacak.