Sabah’ın dünkü manşeti, AK Parti Meclis Grubu’ndaki sıkıntıyı açığa vuruyor. Genel kural olarak iktidar medyasının “safları sıklaştıralım” tarzındaki bu tür algı manşetleri, içeride, kapalı kapılar arkasında çözülemeyen sorunları dışarıya yansıtır.
Demek Komisyon’dan başlayarak Meclis Grubu, dört bakanı -hiç olmazsa ikisini- Yüce Divan’a göndermek niyetinde. Karar toplantısının 5 Ocak’a, yani yarına ertelenmesi bu tartışmadan kaynaklanıyormuş.
Sabah’ın manşetindeki “paralel yapı ve işbirlikçileri” bu durumda, AK Parti Grubu’nda “Yüce Divan”dan yana olanlar. Peki diğerleri kim?
Diğerleri, Erdoğan’ın talimatını kayıtsız-şartsız vicdanlarının önüne koyanlar olmalı. Komisyondakiler ve gruptakiler dört bakanın servetlerindeki artışa makul bir açıklama getiremediklerini biliyorlar. Sorun şu: Emir demiri kesecek mi? Demir, bir yıldır kılıfına girmeyen minarenin kendisi.
Yüce Divan deyince aklıma, başını kuma gömmüş devekuşunun heybetli ve çaresiz bedeni geliyor. Yolsuzlukların üstü kapatılamıyor. Sadece birileri, başını Beştepe’nin verimli toprağına gömerek dünyaya gözlerini kapatıyor. Yüce Divan, evet bir tuzak. Hırsızın kendine kurduğu tuzaklar hep tehlikeli olur.