Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Suudi Arabistan ziyareti ve özellikle Veliaht Prens Muhammed bin Selman’la kucaklaşması, dış politikamızı resmeden önemli fotoğraflardan biridir. Aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti’nin yerleşmiş dış politika ekseninde bu iktidar döneminde yaşanan kaymalara, gelgitlere de bir örnektir. Dönüm noktası 2011 yılıdır. Seçim zaferi muazzam bir özgüven yaratmıştır. Arap Baharı da ‘gönül coğrafyamız’a ilişkin duyguları körüklemiştir.
Şimdi Arap sermayesini getirmek istiyoruz. Türkiye böyle savrulmalara maruz kalmamalıydı. Türkiye dış politikada geleneksel ‘eksen’ine dönmeli, içeride kurallar ve kurumlar yönetimini tesis etmeli.