Biliyoruz ki siyaset, “iktidarı meşru yollarla ele geçirme ve ülkeyi yönetme iddiasıdır!” Seçimin ardından vaatler değil, reel politiğin kuralları işler. Bir başka anlatımla, parlamenter sisteme dönüş sözü verenler, sayısal çoğunluk bulamadıklarında devleti cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle idareden vazgeçemezler. Nitekim, 1991 seçimlerinde merhum Süleyman Demirel koalisyon kurarak başbakan olduğunda, merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ı, Çankaya’dan indirme taahhüdünün arkasında duramadı. “Millet bana yeterli çoğunluğu vermedi. Devletin tepesinde kavga olmaz” dedi ve işine baktı.
Demem o ki…
Millet İttifakı ilk seçimin galibi olacak, başbakanlığı geri getirecek tarzı varsayımları, ciddi seçenek gibi ısıtıp ısıtıp servise sunmak, profesyonel algı yönetiminden ibarettir. Başbakanlık hayali kuranlar, ittifak içi pazarlıkları ve olası çatlakları şimdilik kaydı ile ertelerken aynı zamanda CHP bünyesindeki müstakbel adayları kızıştırma rolü de üstlenmektedir. Olmadı, “Herkes kendi adayını çıkarsın” moduna da dönebilirler. Seçimin sonucuna göre, başbakanlığın geri gelmesi için uğraşmaktan ziyade, o yıkacaklarını söyledikleri sistemde, güçlendirilmiş cumhurbaşkanı yardımcılığına razı oluverirler.