Münih Güvenlik Konferansı’nın ‘Güvenlik Raporu’nda Türkiye’de 16 Nisan’da yapılacak referandum ‘2017’deki 10 güvenlik tehdidinden biri’ olarak gösterildi.

Hürriyet yazarı Murat Yetkin bugünkü yazısında raporda 2017 yılındaki küresel tehditlerin 10 madde halinde sıralandığını belirtti. ‘Partili cumhurbaşkanlığı’ hedefleyen anayasa değişikliği referandumu raporun sekizinci sırasında yer alıyor.
Yetkin şöyle yazdı: “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın olağanüstü hal üzerinden günlük işler üzerindeki etkisini artırıp bunu da referandum üzerinden ‘resmileştireceğine’ listede 8’inci sırada yer verilmiş. Bu durumun ülkenin ekonomik sorunlarının yanı sıra, komşuları ve Avrupa ile ilişkilerdeki gerilimleri artırabileceği iddia ediliyor.”
İlk sırada ‘bağımsız ABD’ var
10 maddelik listenin ilk sırasında ise ABD var.
İlk üç sırada yer alan ‘tehditler’ şöyle: Bağımsız Amerika: ABD’nin Trump yönetiminde tek yanlı kararlarla Avrupa ve Asya’daki müttefiklerine danışmadan Rusya ve Çin başta olmak üzere sadece Amerikan çıkarlarıyla hareket etmeye başlaması ihtimali; Çin’in tepkisi: Komünist Parti’nin sonbaharda yapılacak kongresinde ekonomik sıkıntılar nedeniyle suçlanacak Devlet Başkanı Şi Jinping’in eleştirilere tepki olmak üzere ABD ile ilişkileri gerebilir; Merkel’in güç kaybı: Merkel’in sonbahardaki seçimleri kazanacağı tahmin edilse de iktidarı güç kaybedebilir. Bu durum zaten İngiltere’nin ayrılma kararıyla sarsılan AB’nin Rusya ve Türkiye ile ilişkileri ve Yunanistan’ın mali sıkıntısı başta olmak üzere zora sokabilir.
Diğer tehditler de şunlar:
Reformların durması: Hindistan’dan Rusya’ya, Almanya’ya, İngiltere ve Fransa’dan, Çin’e, Türkiye’ye, Brezilya ve Suudi Arabistan’a dek çok yerde reformlar iç siyasi nedenlerle duraklayabilir. Bu durum küresel ölçekte bir güvenlik riski sayılıyor.
Teknoloji ve Ortadoğu: Enerji teknolojilerinin gelişmesi hâlâ petrol ve gaz ihracatına dayanan rejimlerin istikrarını etkileyebilir. Bu durum iletişim teknolojilerindeki gelişmeler ve siber saldırılarla birleşince ‘vatandaşların öfkesi’ Ortadoğu’daki otoriter rejimleri kırılgan hale getirebilir.
Siyasileşen merkez bankaları: ABD ve Batı’daki merkez bankaları giderek gelişmekte olan ekonomileri bozuşturan sert siyasi baskılara açık hale geliyorlar. Bu durum 2017’nin küresel riskleri arasına alınmış.
Beyaz Saray-Silikon Vadisi çatışması: Trump güvenlik ve kontrol, teknoloji şirketleri ise serbestlik ve müşterilerinin özeline saygı istiyor. Trump daha çok kişiye istihdam isterken aynı şirketler insanı devreden çıkartacak otomasyon peşinde. Bu iki güç araştırma yatırımları konusunda çatışabilir.
Kuzey Kore: Kuzey Kore’nin nükleer silahlarla ABD’ye doğrudan tehdit oluşturması şu anda söz konusu değil. Ancak Çin ile ABD arasındaki ilişkileri gerecek hamleler yapabilir.
Güney Afrika: Başkan Jacob Zuma’nın desteği giderek düşüyor. İçerideki sorunlarla başa çıkmak çabası, Güney Afrika’nın bölgesindeki krizleri engelleyici gücünü zayıflatabilir.