Tam kanunsuzluk: Konjonktürel ve çelişkili kararların anahtarı

KEMAL GÖKTAŞ

kemalgoktas@diken.com.tr

@kemalgoktas 

İktidar, geçersiz oyların ve ‘sondajlama’ usulüyle Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) bildirilen bazı sandıklardaki oyların yeniden sayılması derken İstanbul büyükşehir belediye başkanlığı seçimleri için ‘iptal’ kartını nihayet öne sürdü. İktidarın iptal gerekçesi ‘tam kanunsuzluk’ olacak. Seçimlerin iptali ve yenilenmesiyle ilgili talebi karara bağlayacak YSK’nın ‘tam kanunsuzluk’la ilgili bundan önce verdiği kararların analizi ise ‘konjonktürel ve çelişkili’ kararlar manzumesini ortaya çıkarıyor. Öte yandan YSK’nın ‘tam kanunsuzluk’la ilgili kararlarının Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın önce başbakan sonra da ‘başkan’ olmasına giden yolu açan kararlar olması da dikkat çekiyor.

Stratejik hamle

İktidarın 31 Mart seçimlerinden sonra yürürlüğe koyduğu strateji adım adım uygulandı.

Önce geçersiz oyların yeniden sayılması talep edildi. YSK, bundan önce delillere dayanmayan itirazları kabul etmemesine rağmen AKP’nin hiçbir delil öne sürmeden yaptığı bu başvuruları kabul etti ve geçersiz oylar sayıldı. Bundan sonuç alamayan AKP, bütün oyların yeniden sayılmasını istedi ama YSK bu talebi bu defa reddetti.

Bu süreçte seçimlerde şaibe olduğuna ilişkin iktidar sözcüleri ve iktidar medyasının propagandası kesintisiz olarak devam etti. Polis operasyonlarıyla da seçmen kütüklerinde seçim sonucuna etkili bir usulsüzlük olduğu algısı pompalandı. Böylece ilk gün çok az kimsenin ihtimal verdiği ‘iptal’ fikrine kamuoyu alıştırıldı. Son olarak sandık kurullarının usulüne uygun oluşturulmadığı ve seçmen kütüklerinde hile yapıldığına ilişkin iddialarla ‘seçimin iptali’ için YSK’ya başvurulacağı açıklandı.

AKP’nin YSK’ya vereceği dosyada polisin bir süredir tek tek evleri kontrol ederek yaptığı kontollere ilişkin tutanakların ve ‘bağımsız’ yargının birtakım işlemlerinin yer alacağına kuştu yok.

İktidarın iptal talebine gerekçe olarak ileri sürdüğü kavram ise ‘tam kanunsuzluk.’ Bu kavramı açıklamadan önce iptal talebine ilişkin karar verecek YSK’nın yapısına bakmakta fayda var.

‘YSK’nın ihlalleri’ne yargı yolu kapalı

YSK, yapısı ve görevleri Anayasa’da ‘seçimlerin genel yönetimi ve denetimi’ başlığı altında düzenlenmiş bir organ.

Anayasa’ya göre, YSK hem seçimlerle ilgili bütün işlemleri yapma ve yaptırmayla görevli hem de seçim süresince ve seçimden sonra seçim konularıyla ilgili bütün yolsuzlukları, şikayet ve itirazları inceleme ve kesin karara bağlama yetkisine sahip. Kararları aleyhine başka bir merciye başvurulamıyor. Bu yüzden de Anayasa Mahkemesi, seçimlerle ilgili hak ihlali iddialarını bireysel başvuru yoluyla inceleyemiyor.

Nasıl seçildiler?  

YSK yedi asıl ve dört yedek üyeden oluşuyor. Üyelerin altısı Yargıtay, beşi Danıştay genel kurullarınca kendi üyeleri arasından seçiliyor.

Mevcut üyelerin üçü 2013 yılında, diğer sekizi ise iktidarın yüksek yargıda tam hakimiyet sağladığı 2016 ve sonrasında seçildi.

Kanunda düzenlenmiyor

Seçimlerle ilgili hiçbir kanunda ‘tam kanunsuzluk’la ilgili bir düzenleme yer almıyor. Bu kavram, ‘seçimlerde ortaya çıkabilecek ve kanunun korumadığı her türlü usulsüzlüğün ortadan kaldırılmasını sağlamak gerekçesiyle’ YSK içtihatlarıyla seçim hukukuna girdi. YSK, tam kanunsuzluk gördüğü durumlarda, zamanında usulüne uygun şikayet ve itiraz yollarına gidilip gidilmediğine bakmadan ‘usulsüzlüğe’ müdahale ediyor.

YSK geçmişte ‘tam kanunsuzluk’ gerekçesine dayanarak birçok mazbata ve seçim iptaline karar verdi. Hatip Dicle, Bahattin Şeker, Fehmi Işıklar gibi milletvekillerinin mazbataları ‘seçilme yeterliliği taşımadığı’ gerekçesiyle ‘tam kanunsuzluk’ nedeniyle iptal edildi.

‘Tam kanunsuzluk’ konusu kanunda düzenlenmediği için YSK, her somut olay sonunda tek ve kesin söz sahibi olması nedeniyle geniş bir takdir yetkisine sahip. Bu nedenle de YSK’nın seçimlere ilişkin denetim mekanizmalarından en etkili olanı olarak görülüyor. Konuya ilişkin bilimsel araştırmalarda da bu durumun ‘YSK’nın birbiriyle çelişen ve konjonktürel kararlar verebilme ihtimalini gündeme getirdiği’ belirtiliyor. (Nizamettin Aydın, Türk Seçim Hukukunda Seçimlerin Denetimi, Selçuk Üniversitesi, 2015)

‘Tam kanunsuzluk’ Erdoğan’ı başbakan yaptı

YSK’nın ‘tam kanunsuzluk’ gerekçesiyle aldığı en önemli iptal kararlarından biri, Erdoğan’a başbakanlık yolunu açan 2002’deki Siirt seçiminin iptali kararı oldu.

Erdoğan, partisinin yüzde 35 oyla 363 vekil çıkardığı 2002 yılındaki 3 Kasım seçiminde daha önce aldığı hapis cezası nedeniyle milletvekili adayı olamamıştı. Seçimden sonra CHP’nin de destek verdiği bir Anayasa değişikliğiyle Erdoğan’ın aday olmasının önü açıldı. Bunun ardından Siirt’te yapılan milletvekili seçimi, Pervari ilçesine bağlı Doğanköy’deki üç sandıkta sandık kurulları usulünce oluşturulmadığı için oy kullanılamaması nedeniyle YSK tarafından ‘tam kanunsuzluk’ gerekçesiyle iptal edildi. Yenileme seçiminde 3 Kasım’da seçilen AKP’li Mervan Gül yerine Erdoğan aday gösterildi ve milletvekili seçilen Erdoğan başbakanlık koltuğunu Abdullah Gül’den devraldı.

‘Tam kanunsuzluk’ , Erdoğan’ı başkan da yaptı

Türkiye, ‘cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi’ denen bugünkü başkanlık sistemine de yine YSK’nın ‘tam kanunsuzluk’la ilgili bir kararından sonra geçti. 16 Nisan 2017’de yapılan Anayasa değişikliği referandumunda, oyların kullanılması devam ederken YSK, kanunda açıkça mühürsüz oy pusulalarının geçersiz sayılacağına ilişkin hüküm olmasına rağmen, AKP temsilcisinin başvurusuyla mühürsüz zarf ve pusulaların geçerli sayılacağına ilişkin bir karar verdi. YSK’nın kanunun açık hükmüne aykırı olarak verdiği bu karardan sonra yapılan sayımda yaklaşık 1 milyon 400 oy farkla ‘Evet’ oyları önde çıktı.

Muhalefet, diğer usulsüzlük iddialarının yanısıra mühürsüz oyların geçerli sayılması nedeniyle iptal istemiyle YSK’ya başvurdu. Ancak YSK, kanuna aykırı aldığı kararı savundu ve ‘tam kanunsuzluk’ iddiasını yerinde bulmayarak itirazı reddetti.

YSK, mühürsüz oyların geçerli sayılmasına ilişkin kararını savunurken ‘henüz hiçbir sandık sonucu kurula ulaşmadan, tercihler üzerindeki etkisi bilinmeden’ bu kararı aldığını söylüyordu.

Karşı oy yazısındaki tespitler

Oysa bu karara karşı çıkan tek YSK üyesi Cengiz Topaktaş, yazdığı karşı oyda şu itirazları dile getirdi: “YSK, ilk defa bir seçimin devamı sırasında böyle bir karara imza atmıştır. Bu karar, seçimden önce YSK’nın yayınladığı genelgede mühürsüz oyların geçersiz sayılacağına ilişkin hükmüne de aykırıdır. YSK, mühürsüz oyları geçerli sayacağına ilişkin aldığı kararı hemen sandık kurullarına bildirdiği için siyasi partilerin sandık görevlileri mühürsüz zarflar ve oy pusulalarına itiraz edememiştir. Böylece mühürsüz zarflar ve oy pusulalarının miktarının tespiti imkânsız hale gelmiştir. Kamuoyunda ise 2.5 milyon mühürsüz oyun geçerli hale geldiği yansımıştır. Yeniden yapılacak sayım kamuoyunda oluşturulan şüpheyi ortadan kaldırmaya yetmeyecektir. Artık 2.5 milyon mühürsüz zarf ve mühürsüz oy pusulası olduğunu ya da olmadığını tartışmak anlamsız hale gelmiştir.”

İktidar, referandumdan sonra yaptığı değişiklikle mühürsüz oyların da geçerli sayılacağına ilişkin düzenlemeyi kanuna soktu. Bu değişiklik de aslında YSK’nın referandumda aldığı mühürsüz oyların geçerli sayılmasına ilişkin kararının hukuka aykırılığını tescil ediyordu.