Muhalefet, basın ve aydınlar açısından sekiz maddede Paris ve Ankara katliamları
M

 

mehves evin kelle sbMEHVEŞ EVİN

mehvesevin@diken.com.tr

Paris’teki korkunç 13 Kasım saldırılarının üzerine Antalya’daki G20 zirvesinden ‘teröre karşı ortak duruş’ mesajı çıktı. Ancak liderlerin can ciğer kuzu sarması pozları sizi yanıltmasın. Türkiye’nin doğrudan olmasa bile dolaylı yollardan IŞİD’le ilişkileri, muhtemelen önümüzdeki günlerde daha sık gündeme gelecek.

Saldırganlardan bazılarının Türkiye yoluyla Avrupa’ya ulaştığı iddia edilirken, Newsweek’te de, “IŞİD Türkiye’yi müttefiği görüyor” başlıklı bir haber yayınlandı.

Anlayacağınız milli iradenin adresi, bu iddiaları boşa çıkartmak, Batılı müttefikleriyle kum havuzunda oynayabilmek için daha çok çaba harcamak durumunda…

Kendileri, “Ah bizim terörle mücadelemiz hiiiç anlaşılamadı” demekle meşgul şu aralar… Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun serzenişine buyrun: “Bize ‘katil’ diyen muhalefet temsilcileri Fransız muhalefetinin, Fransız basının, Fransız aydınlarından tavrından ders almalı.”

Ankara ile Paris katliamından sonra her iki ülkenin basın, muhalefet ve aydınlarını karşılaştırmak, en kibar tabirle elmalarla armutları karıştırmak demek…

Paris’te polis yaralılara gaz mı sıktı?

1. Ankara katliamı, belli bir saatte, belli bir yerde, barış için biraraya gelen sivilleri hedef aldı. Ölenler, Türkiye’nin sol, demokrat ve Kürt kesimindendi. Açıkca iktidarı protesto ediyorlardı.

Paris’te ise birbirinden ayrı noktalarda, yemek yiyen, konsere ve maça giden tüm Parisliler, genel anlamda Batı değerleri hedef alındı.

2. Paris’teki patlamalardan sonra güvenlik güçlerinin yaralılara gaz sıktığını ya da ambulansları engellediğini gören mi oldu? Unutanlar hatırlasın: Ankara katliamı üzerine aynen bu oldu da! Emniyetten hesabını soran olmadı.

3. Paris’ten sonra halk, aynı temel değerleri paylaştığı için kenetlendi. Türkiye’nin ne derecede bölünmüş, ayrıştırılmış olduğunu Ankara’dan sonra anladık. Misal, Fransa’da Konya’daki saygı duruşunda tekbir getirildiği gibi bir rezalet yaşanabileceği düşünebilir mi? Acaba bize Fransa dersi veren Davutoğlu, memleketi Konya’da olan bu hadiseyle ilgili herhangi bir soruşturma yaptı mı?

Paris’te IŞİD sorumlu, Ankara’da kokteyl var!

4. Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande, saldırı sonrası IŞİD’i adres gösterip ‘savaş’ ilan etti. Savaş ilanının IŞİD sorununu çözüp çözmeyeceği tartışması, ayrı… Ankara katliamından sonra hükümet yetkilileri, yarım ağızla taziye mesajı yayınladı. Hatta savcılığın IŞİD’i adres göstermesine rağmen başta Erdoğan, ısrarla PKK-IŞİD-YPG-El Muhaberat gibi tuhaf bir ‘örgüt kokteyli’ne işaret etti.

5. HDP ve CHP, Ankara katliamından hükümeti sorumlu tuttu çünkü AKP, iki yıldır IŞİD’e dair verilen soru önergelerini, raporlarını, terör araştırılsın talebini kaale dahi almadı! 7 Haziran öncesi HDP’nin Diyarbakır mitingine, derken Suruç’taki solcu gençlerin arasına dalan cihatçılara karşı hükümetin aldığı tavır, hiçbir zaman PKK ve sol örgütlere alınan tavır kadar sert ve amansız olmadı.

6. Ankara ve Paris katliamın sorumlusu IŞİD. Peki Suriye’de IŞİD’le savaşan kim? PKK ve YPG. Bu durumda nasıl oluyor da Türkiye’de sadece birkaç ay içinde gerçekleşen bütün bu intihar saldırılarının sonrasında, IŞİD’e göstermelik baskınlar düzenlenirken asıl hedef olarak PKK ve YPG gösteriliyor?

Türkiye basını ile Fransa basınının şartları bir mi?

7. Davutoğlu’nun Fransız basınını övmesi kolay tabii! Fransız basını ne sansüre uğruyor, ne iktidar partisince hedef gösterilip bizzat saldırıya uğruyor, ne uydudan dijital platformlardan çıkarılıyor, ne polis baskınına uğruyor, ne kayyuma devrediliyor, ne özel harekatçı kafasına silah dayıyor, ne de saldırılardan sonra yayın yasağı gibi gülünç engellemelerle karşılaşıyor. Eh, Fransız basını olsam ben de böyle bir saldırı sonrasında siyasetçilere çullanmam!

8. Paris aydınlarını örnek gösteriyor Davutoğlu… Aynı aydınlar IŞİD’e karşı PKK’yı destekliyor, hatta Türkiye’nin IŞİD’le ilişkilerine devamlı gündeme getiriyor. Davutoğlu’nun kulakları çınlasın; gazetelerinde, yazılarında IŞİD’le birlikte İslam sorununa dikkat çekenler de var. Avrupa’nın aşırı sağcı partileri şimdiden “Mültecileri almayalım” diye çığlık atıyor.

‘Milli birlik ve kardeşlik süreci’ni Fransa örnek alsa

Ah, bir de Davutoğlu’nden feyz alsalar! Bakınız, terörle mücadele örnekleri için ne de hoş örnekler veriyor: “…kardeşliği tesis etmek için milli birlik ve kardeşlik sürecini uygulamaya soktuk.” 

Fransızlara nerdeyse diyecek ki, ‘Bak beni eleştiriyorsun ama özel güvenlik bölgeleri ilan ederek, milletin elektriğini suyunu ve dünyayla bağlantısını keserek, evleri tarayarak, sivilleri öldürürek ben terörle mücadele ediyorum… Adını da milli birlik ve kardeşlik süreci koydum, yersen!’

Aman diyeyim… Fransa, AKP’nin yaptığı gibi Silvan’da, Cizre’de, Nusaybin’de hamile kadınlar ve çocuklar dahil, kendi sınırları içinde, ‘tehdit’ gördüğü sivilleri öldürmeye kalkmasın?

Eleştiren olursa, Davutoğlu mantığıyla Fransız muhalefetinin cevabı sakın, ‘terörle mücadelede milli birlik ve kardeşlik süreci’ olmasın?