Ortaya çıkan tabloya bütün olarak bakıldığında dikkat çekici bir iş bölümü görmek mümkün.
Libya’da Türkiye ve Mısır, ABD ve Suudi Arabistan’ın desteğiyle yeni siyasi dengeyi kurmaya hazırlanıyor.
Kıbrıs’ta, Türkiye’nin güvenlik rolünü yeniden tanımlamayı hedefleyen formüller dolaşıma sokuluyor. Burada devrede olan ise Avrupa Birliği.
Balkanlar’da ise İsrail, Sırbistan ve Bosnalı Sırplar üzerinden yeni nüfuz alanları oluşturuyor.
Bu gelişmeler bir araya getirildiğinde akla şu soru geliyor:
Acaba Washington öncülüğünde yeni bir bölgesel paylaşım mı şekilleniyor?
Türkiye’nin Libya, Suriye ve Ortadoğu’daki rolünün kabul gördüğü; buna karşılık Doğu Akdeniz’in Avrupa güvenlik mimarisi içinde yeniden tanımlanmaya çalışıldığı bir süreç peşinde mi koşuluyor?
Doğu Akdeniz ve Balkanlar, önümüzdeki dönemde yalnızca enerji ve güvenlik rekabetinin değil, küresel güç mücadelesinin de yeni cepheleri olacak gibi.
Kıbrıs’tan Libya’ya, Bosna’dan Bingazi’ye uzanan hatta yaşananlar, bölgesel gelişmelerden çok daha büyük bir stratejik dönüşümün habercisi gibi görünüyor.