Golden Global Bankası’na yönelik yaptırım kararının ABD-Türkiye ilişkilerinde ortaya çıkardığı genel imaj da Ankara açısından oldukça sıkıntılı;
ABD Başkanı Trump ile Cumhurbaşkanı Erdoğan arasındaki yakın ilişkiye rağmen, Türk-Amerikan ilişkilerinin genel bilançosu “yaptırım” meselesini öne çıkarır nitelikte.
– Türk Savunma Sanayii Başkanlığı’na yönelik CAATSA yaptırımları devam ediyor.
– Türkiye’nin F-35 programına dönüşü konusunda da henüz nihai ve somut bir karar ortaya çıkmış değil.
– F-16 konusunda ise Türkiye’nin 40 yeni F-16 Block 70 alımına onay verildi ve yaklaşık 1,4 milyar dolarlık başlangıç ödemesi gerçekleştirildi. Ancak teslimat süreci henüz başlamış değil ve kamuoyuna açıklanmış kesin bir teslimat takvimi de yok.
– Ve son olarak ABD, bir Türk Bankası’nı “yaptırım” listesine almış durumda.
Bunlar alt alta konulduğunda ortaya çıkan “bilançonun” pek de iç açıcı olmadığı ortada.
Üstelik Golden Global kararı, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Trump arasındaki siyasi yakınlaşmanın her önemli başlıkta eşdeğer bir kurumsal kazanıma dönüşmediğini de gösteriyor.
Türkiye ile ABD arasındaki ortaklığın siyasi düzeyde -en azından imaj olarak- güçlü gibi gösterilmesine rağmen, Golden Global kararı stratejik ortaklığın devam ederken bazı alanlarda koşulların da ağırlaştığını ortaya koyuyor.
Çok kutuplu dünyanın Türkiye açısından gerçek ekonomik bağımsızlık sınavı da tam olarak burada düğümleniyor:
Türkiye stratejik özerkliğini korurken, ekonomik ve finansal sistemini küresel yaptırım mekanizmalarının baskısına karşı ne ölçüde güçlendirebilecek?