Beklentilerin aksine, Rusya’nın Ukrayna’da işgal ettiği dört bölgeyi, alavera-dalavera bir referandumla ilhak etmesine hiç değinmedi Erdoğan.
Oysa konuşma yapıldığında, Dışişleri Bakanlığı zaten Türkiye’nin ilhakı tanımadığını resmen açıklamıştı. Erdoğan’ın bunu Meclis kürsüsünden bizzat dile getirmemesi, zaman zaman başvurduğu “Ben değil, bürokrasi yaptı” söylemini akla getirdi.
Erdoğan’ın Meclis konuşmasında dikkat çeken bir başka “eksiklik”, AK Parti hükümetinin yıllarca gerilim yaşadığı Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri, İsrail ve Suudi Arabistan’la normalleşmeden bahsetmesine rağmen, Suriye’deki Esad rejiminden hiç bahsetmemesi oldu. Oysa Cumhurbaşkanı, daha önce Esad’la da, “uyarmak için bile olsa” bir görüşme olabileceğinin işaretini vermişti.
Belli ki Esad’la normalleşme konusundaki o yeni söylem, AK parti tabanında pek hevesle karşılanmamış. Meclis konuşması, seçimlere sekiz ay kala, bu konuda yeni bir açılım gelmeyeceğini gösteriyor gibi.
Erdoğan’ın dış politikada yakın zamanda bir başka çıkışı ise, Şanghay İşbirliği Örgütü’ne (ŞİÖ) üyelik konusunda olmuştu. Oysa Meclis konuşmasında, Semerkand’da gerçekleşen ŞİÖ zirvesine katılımından sadece yapılan “ikili ve çok taraflı temaslar” bağlamında söz etmeyi tercih etti. Üyelik konusuna hiç girmedi.