ABD açısından ise İran meselesi “kendi kazdığı kuyuya düşmeye” benzemeye başladı. İran’ın beklenmedik direnişi Ortadoğu’da Washington’ın özellikle Arap ülkeleri nezdindeki o “koruyucu” maskesinin düşmesine neden oldu.
Durum ortada; ABD’de Trump yönetimi “İsrail’i korumak” uğruna donanmasının gözbebeği olan, dünyanın en büyük uçak gemisi Ford’u Hayfa açıklarına demirledi. İsrail, İran’dan gelecek füze saldırılarından korunurken, Araplar -deyim yerindeyse- açıkta kaldı.
Birkaç günlük İran savaşının sonucunda Tahran’ın attığı füzelerle yangın yerine dönen Körfez Arap ülkeleri şimdilerde kara kara düşünüyorlar. Eğer korunmayacak idiysek, neden topraklarımızı onlarca Amerikan üssüne açtık? Cevabı son derece zor bir soru bu, hem ABD yönetimi, hem de Arap ülkeleri açısından.
İran savaşının sonucu ne yöne evrilirse evrilsin, ABD’nin Ortadoğu’daki konumu da varlığı da artık eskisi gibi olamayacak. İran’ın vurduğu Amerikan üslerini yeniden kurmak hem mali, hem de siyasi açıdan zor artık; Amerikan halkına “neden o üslere ihtiyaç duyulduğunu” anlatıp para bulmak da zor, Araplar’ın o üsler için gönüllü olarak toprak vermelerini istemek de.