Hatırlarsanız Mayıs 2023 seçimlerinde de Erdoğan sıkça Kılıcdaroğlu’na “Adaylığını açıklasana” diyerek adeta karşısında onun olmasını istemiş ve bunu zorlayan bir siyaset benimsemişti.
Açık konuşalım: Erdoğan karşısında dinamik, toplumu konsolide etmiş, birinci parti konumuna yükselmiş ve Özgür Özel liderliğinde iktidara yürüyen bir CHP istemiyor. Ve bu kabusu bitirmenin yolu, ana muhalefeti içeriden çökertmekten geçiyor.
İşte tam bu noktada, yargı ve kolluk güçleri devreye sokularak Kılıçdaroğlu’na adeta kırmızı halı serildi.
Erdoğan, Kılıçdaroğlu’nun koltuk hırsını ve partiyi marjinalleştiren siyaset tarzını çok iyi biliyor. Kılıçdaroğlu’nun dönüşüne verilen o örtülü, buram buram devlet destekli lojistik, aslında Erdoğan’ın kendi iktidarını garantileme hamlesiydi. Erdoğan, 2023’te alt ettiği ve toplumda hiçbir karşılığı kalmamış bir aktörü yeniden karşısına dikerek, kendi ömrünü uzatıyor.
Bu yaşananların arkasındaki asıl aklı, Saray’ın o meşhur “muhalefeti dizayn etme” stratejisini görmemek için kör olmak lazım. Erdoğan bu sürecin tam merkezindedir, baş aktörüdür ve plan tıkır tıkır işlemiştir.
Kılıçdaroğlu, kendi tabanını kırıp dökerken, partiyi iç kavgaya sürüklerken aslında Saray’ın ekmeğine yağ sürmüyor, adeta fırına un taşıyor.
Kendi iç cephesiyle, kendi seçmeniyle savaşan bir figürün bu ülkeye verebileceği hiçbir şey yok. Bu tavırla bir başarı gelmez. Bunu o da biliyor. Kılıçdaroğlu, bilerek Erdoğan’ın en büyük can simidi haline geldi. Bu çok açık.