Zafer Yörük: Bütün ihlallerin sorumluluğunu 'Kürt terörü' üzerine yıkmak adettendi

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

Belli ki parti yöneticileri, milletvekilleri, belediye başkanları ve aktivistler dahil olmak üzere binlerce HDP’liyi hapiste tutmanın, HDP’yi baraj altında bırakmak için yetersiz kaldığı anlaşılmış bulunuyor. Bunun ötesinde, HDP’yi Cumhurbaşkanı adayı Demirtaş’la birlikte seçim sürecinin ve siyasal sistemin bütünüyle dışına atmayı sağlayacak bir müdahale gerekiyor. Bunu açalım.

Kürt çatışmasında 1980’li yıllardan bugüne yaşanmış olan bütün ihlallerin sorumluluğunu “Kürt terörü” üzerine yıkmak adetten idi. Öcalan adının “30 bin vatandaşın katili, teröristbaşı” gibi sıfatlarla birlikte kullanılması talimatı medyaya verildiğinde, bu iddianın toplum sathına yayılarak içselleştirilmesi hedefleniyordu.

Türkiye toplumunun çoğunluğu bu önermeye inanmak istese de, kendisine bunun bir yalan olduğunu hatırlatacak bir siyasal özne her zaman var oldu. Günümüzde, bu siyasal öznenin adı HDP’dir. Yalnızca HDP’nin oy aldığı seçmen sayısı bile dikkate alınsa (ki etkisi bundan çok daha yaygındır) böyle bir iddiaya toplumun bütününü, hatta çoğunluğunu ikna etmenin artık mümkün olmadığı giderek daha açık hale gelmektedir. Bu durumla karşı karşıya kalan siyasal iktidar için bir iddia daha geliştirmek elzem olmuştu: HDP’nin “Kürt terörü”nü himaye etmek ve savunmak sureti ile bu terörden sorumlu olduğu iddiası.

Bu ihtiyaç, son günlerde Demirtaş’ı anarken Reisinden yandaş medya taşra muhabirine her AKP taraftarının “terör örgütünün en büyük destekçisi” sıfatını başa eklemesi biçiminde tezahür ediyor. Seçime geri sayım kızıştıkça bu retorik tavan yapacak. AKP taraftarı çetelerin giderek artan şiddetle HDP üzerinde “değişik şekilde çalışma”, sonrasında da suçu “PeKaKa teröristleri”ne ve tabii onların “en büyük destekçilerine” atma girişimleri hız ve yoğunluk kazanabilir.

Zafer Yörük’ün yazısı