Zafer Arapkirli: Ekrem İmamoğlu'na siyasi yasak getirilmesine karşı 'kıyamet' kopmalıdır

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Son 20 yılın Türkiyesi’nde ise, “siyasi ahlaksızlık” bağlamında bu alanda yazılmış olduğunu varsaydığımız sanal kitaplara yepyeni ve olağanüstü “düşük” seviyeli yeni yeni örneklerle karşılaştık, karşılaşmaya da devam ediyoruz. Aslında siyasi ahlâksızlığın, geçmişte Türkiye’nin siyasi tarihinde görülmüş pek çok ve zaman zaman kanlı başka örnekleri de vardır. Örneğin 27 Mayıs 1960 askeri darbesi ile iktidarı ele geçiren güçlerin, günün siyasetçilerini temsilen 3 kişiyi idam ederek ortadan kaldırmaları, elbette ki siyasi ahlâksızlığın ötesinde birer menfur cinayettir. 12 Eylül 1980 faşist darbesinin hedef aldığı başta sol, sosyalist, devrimci, sendikacı, öğrenci örgütlerini hedef alan (hem insan yaşamı hem de mevzuat anlamında) “katliamı”, idamları, Anayasa değişiklikleri vs. bu anlamda o sicili daha da karartacak olumsuz katkılardır.

Bugüne geldiğimizde, bir yandan önemli siyasi rakiplerinden biri saydıkları HDP eski eş genel başkanı Selahattin Demirtaş’ı AİHM kararlarına aykırı olarak zindanda tutmak dahil, bir yığın başka “siyasi ahlaksızlığa” imza atmaya devam etmektedir Erdoğan Rejimi. Yeni ve yine tarihe geçebilecek hunharca bir siyasi ahlaksızlığın yolda olduğuna dair işaretler gelmektedir. Can Atalay dosyası başlıbaşına bir siyasi ahlaksızlık örneğidir. Yine, “önemli bir siyasi rakip”’ olarak tebarüz eden Ekrem İmamoğlu’na siyasi yasak getirebilecek kararın istinafta onaylanması ile, yeni bir “zirveye” ulaşması olasıdır bu eğilimin.

Zaten 2019 seçiminde YSK üzerinden haksızlığa uğratılmak istenmiş İmamoğlu’nun önünü, kendine bağımlı yargı aracılığıyla kesme girişimine sadece İmamoğlu taraftarı ya da CHP’lilerin değil toplumun demokrasiye azıcık da olsa inancı olan herkesin karşı çıkması, hatta göğüslerini siper etmesi gerekmektedir. Konu bir siyasetçinin özelinde, “siyasete devam edip edememesi” meselesinin çok üzerinde önem taşımaktadır. Türkiye’de siyasetin yapılış biçiminde, etik kuralların artık hiçbir şekilde yürürlükte olmaması biçiminde bir “yerleşik ahlâksızlık rejiminin” tesisi ya da buna direnip direnmeme meselesidir. Mutlaka önü alınmalı, mutlaka bertaraf edilmelidir. Ekrem İmamoğlu’na, üstelik de haksız bir gerekçe ile, böyle bir mahkûmiyet ve onun üzerinden bir siyasi yasak getirilmesine karşı “kıyamet” kopmalıdır.

Zafer Arapkirli’nin yazısı