Aslında pek farkında değiliz ya da unutma eğilimindeyiz ama ilk ciddi işaretin 7 Haziran 2015 seçiminde alındığı bir gerileme süreci ile başladı her şey. Seçmenin sandıkta ciddi gerilemeye uğrattığı iktidar partisinin o seçimin ardından neler yaptığı, nelere başvurduğu ve hatta “gitmemek için neler yapma kapasitesinin olduğu” hafızalarda.
Ardından 7 Haziran – 1 Kasım 2015 arası yaşananlar, akabinde hâlâ binlerce soru işaretinin üzerinde asılı durduğu, izaha muhtaç bir darbe girişimi. Sonrasında gelen hileli (ve “Allah’ın lütfu” OHAL koşullarında), tartışmalı 2017 referandumu.
Bütün bunların üzerine 31 Mart ve 23 Haziran 2019’da seçmenin (sesi Çin-ü Maçin’den duyulan) iki güçlü tokadı ile olağanüstü ölçüde sarsılan bir iktidar bloku.
Büyükşehirlerde uğradığı büyük yenilgi ile “tartışmalı namağlup unvanı”nı yitirmenin de ötesinde siyasetin finansman kaynağı olan devasa bir “rant havuzunu” da elinden kaçırmış olmanın zapt edilmez öfkesi.