Yorucu bir yıldı 2025. Yorucu ne? Yaralayıcı. Yakıcı. Acı. Acımasız.
Gazze’de zulüm yılıydı. İnsanlık için utanç yılıydı.
Bütün dünyada Trump yılıydı bu yıl.
Cemaatini topladı, gösterisine başladı. Herkes onu izliyor. Kimi severek, kimi sevmeyerek.
Avrupa için melankoli yılıydı. Bütün yılı kendini onarmanın yöntemini aramakla geçirdi. Henüz bulmuş sayılmaz.
Biraz da Ahmed el-Şara yılıydı. BM’de konuştu. Trump’la birkaç kez görüştü. Suriye’yi yeniden kurabilecek mi yoksa dağıtacak mı, onun mücadelesini veriyor.
Bu yıl ülkemizde ne yılıydı?
‘Aile yılı’ mı?
Bazı aileler kendilerine iyi baktılar. Birbirlerine yardımcı oldular. İşleri rast gitti. Ama genel olarak, memleket sathında aile önceki senelerden daha zor bir sene geçirdi.
‘Çeteler yılıydı’ diyebilir miyiz?
Maalesef diyebiliriz. Memleketin her tarafında cirit attılar.
Adalet yılı?
Olmayan bir şeyin yılı mı olur?
Belki Bilal Erdoğan yılı diyebiliriz. Çünkü ilk defa bu yıl yoğun bir şekilde veliahtlığından bahsedildi.
Tersinden bakıldığında bu bahis Ak Parti muhitlerinde ‘post-Erdoğan’ tartışmalarının mevcudiyetine de delalet eder.
2025 kötü bir final yaptı. Rezalet beş paraya indi derler ya öyle bir final. İşin içinde ‘katalog’ suç dediklerinden bir suç yok ama tedavül eden ifşaatlar, itiraflar, kriminal şov programlarında sergilenen rezaletin toplumun sadece aşağı katmanlarında değil sosyetenin yukarılarında da mevcut olduğunu kanıtlamış oldu.
Şunu da ekleyebiliriz. Bilhassa iktidar çevreleri açısından.
Hummalı faaliyetleri, yoğun operasyonları göz önünde bulundurarak.
Bir çeşit ‘Ekremofobi yılı.’
‘Terörsüz Türkiye yılı’ olabilir mi?
Çok maniler var, henüz olmadı. Ama olur inşallah.