Müslüman aydınlar, günübirlik siyasetin dışında herkesin kendini iyi hissedeceği bir dünya tasavvuru kurabiliyorlar mı?
Arkadaşım Mehmet Ocaktan’ın kanaati şu:
“Ne mecalleri var ne hayalleri.”
Şöyle devam ediyor:
Son 30,40 yıllık süreçte genellikle Müslüman ülkelerde ve özellikle de Türkiye’de Müslüman aydınlar bu topraklarda yaşanan derin travmalara rağmen adaleti, özgürlükleri, insan haklarını önemseyen bir dünya tasavvuru konusunda önemli bir mesafe almışlardı. Ancak bugün aynı duyarlık içinde olduklarını söylemek mümkün değildir.”
“Müslüman aydınların ‘adil dünya’ tasavvurları belirsizleşti, şimdilerde bu kavramları konuşmaktan ziyade mırıldanıyorlar.”
“İktidarla tanışan ve kimliğini dindar olarak tanımlayan bu kesimler kelimenin tam anlamıyla artık iktidar nimetleriyle buluşmuş oldular.
Can alıcı cümle şu:
“Aydınlarımızın önemli bir bölümü tıpkı Uhud savaşındaki okçular gibi mevzilerini terk edip ganimet peşine düşmüş durumdadırlar.”