Erdoğan, NATO zirvesi öncesinde ŞİÖ toplantısına katılmayı ve Putin ile yaptığı görüşmeyi ABD-NATO ile pazarlıklarda bir koz olarak kullanmak istiyor. Ancak Batılı emperyalistler ile Rusya-Çin arasındaki gerilim üzerinden 3. Dünya Savaşı senaryolarının tartışıldığı bir dönemde ABD-NATO için Erdoğan’ın Putin’le görüşebiliyor olması değil, Rusya’ya karşı ne kadar adım atabiliyor olması önem taşıyor. Bu bağlamda NATO’nun özellikle Karadeniz ve Ortadoğu’daki varlığı ve etkinliğinin artırılması konusunda Türkiye’nin önüne yeni görevler konulacak.
Mayıs ayında iptal edilen Biden-Erdoğan görüşmesinin bu zirvede yapılıp yapılamayacağı sorusunun yanıtı da büyük oranda Erdoğan iktidarının önüne konacak ödevler konusunda alacağı tutuma bağlı olacak. Erdoğan iktidarı, İran’ı dengelemek başta olmak üzere Ortadoğu’da NATO’dan yeni görevler almak konusunda istekli olsa da ABD emperyalizmi için Karadeniz’de Rusya’yı kuşatmaya yönelik adımların atılması öncelik taşıyor.
Öte yandan ABD, bugün Rusya’nın elini güçlendireceği için Türkiye’nin Suriye ile ‘normalleşmesi’ni de istemiyor. ABD’nin Ortadoğu’daki politikalarından sorumlu diplomatlardan Goldrich, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada “Suriye ile normalleşmeye kesinlikle karşı olduklarını” söylemişti.
Ukrayna ve Gazze, NATO zirvesinin diğer önemli konu başlıkları olacak.
Bu zirvede doğrudan silah “yardımı” dahil NATO’nun Ukrayna’ya “Yardımlarının artırılması” ve Ukrayna’nın NATO üyeliği ile ilgili yol haritasının belirlenmesi bekleniyor ki bu adımların Ukrayna’yı destekleyen Türkiye’nin Rusya ile ilişkilerinde yeni sorunları beraberinde getirmesi de sürpriz olmayacaktır.
Gazze’de ise ABD ve NATO açık bir şekilde İsrail soykırımcılığının yanında yer aldı. Erdoğan iktidarı da lafın ötesinde bu politikaya karşı açık bir tutum almadı, alamadı. Bölgede İran yanlısı milis güçlerle ve özellikle deniz ticareti bakımından önemli geçitlerden biri olan Babülmendep’te İran yanlısı Husilerle yaşanan çatışmalardan sonra şimdi NATO’nun Ortadoğu’daki varlığının güçlendirilmesi tartışılıyor. Erdoğan iktidarının da yeni roller kapmak istediği NATO’nun Ortadoğu’daki varlığıyla ilgili söylenebilecek ilk şey, bu varlığın öncelikle İsrail saldırganlığının desteklenmesi ve İsrail’in “güvenliği”nin sağlanması olarak anlam kazanacağıdır.
Bütün bu gelişmeler üzerinden bugün başlayan NATO liderler zirvesini, her fırsatta NATO’ya bağlılığını dile getiren ve Türkiye’nin NATO içindeki önemine vurgu yapan Erdoğan iktidarının aslına rücu zirvesi olarak değerlendirmek gerekiyor.