Yusuf Karadaş: Gazze'de Trump planının kolluk gücü olmaya soyunmak kimlerin çıkarlarına hizmet etmek anlamına gelmektedir?

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

warning
Okura not:

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Trump planı; Gazze’de İsrail’e karşı direnişi ‘terörizm’ olarak gösteren, burada ABD’ye bağlı bir manda yönetimi kurmayı amaçlayan ve hiçbir şekilde eşit ve egemen bir Filistin devletine yer vermeyen bir plandır.

Eğer Trump planının; ABD emperyalizminin bölgesel çıkarlarının merkez üssü olan İsrail’e karşı bir plan olduğu iddia edilmeyecekse bu planın garantörü olmak, kolluk gücü olmaya soyunmak kimlerin çıkarlarına hizmet etmek anlamına gelmektedir?

Trump neden durmadan Erdoğan’a ve bu süreçte oynadığı ‘yapıcı role’ övgüler yağdırıyor?

Açıktır ki, böylesine uğursuz bir role soyunmak ancak ve ancak bekasını ve temsil ettiği tekelci burjuva gericiliğin çıkarlarını ABD emperyalizmi ile iş birliğinde arayan bir rejimin işi olabilir.

Filistin ile dayanışma eylemlerinin bütün dünyaya yayıldığı ve İsrail’in giderek yalnızlaştığı bir dönemde Trump’ın planının ABD ve İsrail’in çıkarlarını korumayı amaçladığı ortadayken Saray rejimi ve medyasının Türkiye’nin bu plan kapsamında üstlendiği/üstleneceği rollere karşı çıkanları İsrail destekçiliği ile suçlaması, gerçeği ters yüz etme girişi olmanın ötesine gitmiyor.

Bu nedenle bugün Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkı temelinde kalıcı bir barışı savunmak, öncelikle iş birlikçi ülke gericiliğinin oynadığı bu uğursuz rolün teşhirinden ve ona karşı mücadeleden başlıyor.

Yusuf Karadaş’ın yazısı