Kavramakta zorlandığımız en hayatî meselelerden biri burada gizli: Küresel sistem, görünüşte terörizm’le savaşıyormuş gibi yapıyor ama gerçekte İslâm’la savaşıyor. Sağ gösterip sol vuruyor. İşte postmodern iki yüzlü savaş bu şekilde sürdürülüyor…
15 Temmuz saldırısından sonra bu postmodern, iki yüzlü savaş biçimini Türkiye’ye karşı da yürütmeye başladılar: Bir yandan medya üzerinden Türkiye vuruluyor, Erdoğan, Hitler’i aratmayacak bir diktatör olarak sunuluyor. Öte yandan da 7 Haziran seçimlerinden itibaren başlatılan terör örgütleri üzerinden Türkiye’yi vurma, köşeye sıkıştırma savaşı veriliyor…
Bu İslâm’la postmodern savaş süreci Türkiye’deki medyalar üzerinden de bütün hızıyla yine medya üzerinden sürdürülüyor: Neredeyse belli başlı bütün televizyonlar, adeta söz birliği etmişçesine görünüşte cemaatleri hedef gösteriyor, gerçekte İslâm’ı vuruyor… Ve laikliğin / Kemalizm’in önünü alabildiğine açıyor…
Oysa bu küresel ölçekte süründürülen İslâm’la postmodern savaş sürecinin Türkiye’de sürdürülmesinden başka bir şey değil.
Ürpertici olan şu: Toplum, bu zokayı yutmuş durumda… Siyaset bu tuzağın farkına varamadı bile…