Haksızlık ve adaletsizlik karşısında duranlar ortaya koydukları tepkilerde farklılaşırlar.
Bazıları ânında ve ilkesel tavır alır, bedelini de öder. Çoğunluk ise, “intikam soğuk yenen bir yemektir” diyerek bugünün muktedirlerinin ayağının kayacağı günü bekler.
Türkiye’de genellikle ikinci tavır ağır basar. “Sıranı bekle” tavrı, misliyle devreye sokulan bir intikamcılığa, rövanşizme yol açar. Yüzleşmeyi erteleyen incinmiş ruhlar, acımasız despotlara dönüşürler.
Sosyal adaletçiliğe, kamusal ahlaka, hukukun üstünlüğüne saygı duymayı öğrenen bu kuşakların günümüzde yaşadığımız adaletsizlikleri kaldırabilmeleri mümkün değil. Onun için kızgınlar, onun için çabuk öfkeleniyorlar.
İnandıkları Türkiye gerçekleşmedi. Ama asıl şaşırtıcı olan ve insana umut veren, bu insanların her seçimde gidip oy vermeleri, siyasetle ilişkilerini koparmamalarıdır.
Siyasal solun toplumsallaşamamasının en önemli nedenlerinden birisi, inandığımız hayatın somut kurumlarını bugünden inşa etmeye dönük çabamızdaki muazzam eksikliktir.