Peki Merkel bu zor dönemde önce Putin’i sonra Erdoğan’ı ağırlamakla ne yapmak istiyor?
Bu sorunun yanıtını içeren baklayı, Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas, Handelsblatt gazetesine önceki gün yazdığı makalede ağzından çıkardı. Gazetenin “Oturmak seçenek değil” başlıklı bir yazıyla da desteklediği makalede Maas açık olarak, “ABD’nin kırmızı çizgileri aşması durumunda karşısında bir gücün olması gerektiğini” savunuyor. Bu nedenle, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ilk kez ABD ile ilişkileri mercek altına alan bir çalışma grubu kurmuş, “strateji belgesi” hazırlatmış. ABD ile ilişkilerde artık “stratejik ortaklık” yerine “dengeli ortaklık”tan (Balancierten Partnerschaft) söz ediliyor.
İran ve Rusya konusunda ABD’nin belirlediği politikaya itiraz ediliyor ve muhtemel ambargoların aşılması için somut öneriler yapılıyor. ABD’den bağımsız küresel bir para transfer ağının kurulmasını, vergi ödemeyen ABD’li dijital tekellerden vergi alınmasını istiyor. Rusya ve İran ile ilişkiler üzerinden tarif edilen bu yaklaşıma Türkiye’yi de eklemek mümkün. Zira, Türk-Amerikan ilişkilerinin gerilmesi Almanya için yeni bir şans anlamına geliyor.