Türkiye Genel Sosyal Saha Araştırması (TGSS) kapsamında, Marmara Üniversitesi’nden Zübeyir Nişancı ve Hüseyin Sağlam tarafından yapılan ve İSAR Yayınları tarafından yayımlanan “Türkiye’de İnanç ve Dindarlık” araştırması, tartışmaları biraz daha sakin bir zemine çekiyor.
Türkiye ne tam sekülerleşiyor ne de eskisi gibi dindar kalıyor.
Araştırmanın en net bulgularından biri şu:
Türkiye’de din hâlâ güçlü. Ama bu inanç, aynı ölçüde güçlü bir ibadet pratiğine dönüşmüyor.
Bu bize şunu söylüyor: İnsanlar dinle bağlarını koparmıyor ama o bağı kendi hayatlarına göre yeniden kuruyorlar.
Bu, klasik “kadınlar daha dindardır” cümlesinden daha incelikli bir tabloya işaret ediyor.
Mesele inanç değil, disiplin ve süreklilik.
Türkiye’de erkek dindarlığı daha parçalı, kadın dindarlığı daha istikrarlı.
Araştırma bir başka şeyi daha doğruluyor:
Türkiye’de dindarlık hâlâ coğrafyaya göre değişiyor.
Bu tabloya bakıp “Türkiye sekülerleşiyor” demek kolay ama eksik.
Çünkü insanlar dinden çıkmıyor. Dini yeniden yorumluyor.
Bir anlamda: Camiden uzaklaşıyor ama bayramdan kopmuyor. Namazı bırakıyor ama orucu tutuyor.
Ritüeli azaltıyor ama kimliği koruyor. Bu, klasik sekülerleşme değil. Bu, Türk usulü bir sekülerleşme.