MESUDE DEMİR
@mesudedemirr
Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve İstanbul Tabip Odası (İTO), ilçe sağlık müdürlüklerinde bulunan ve rutin olarak yenidoğan ölümlerini soruşturan komisyonların çetenin yol açtığı ölümleri nasıl kaçırdığını sordu.

TTB Başkanı Prof. Dr. Alpay Azap ve İTO Başkanı Prof. Dr. Osman Küçükosmanoğlu bugün bazı yönetim kurulu üyeleriyle birlikte İstanbul’da basın toplantısı yaptı.
Toplantıda yenidoğan çetesiyle ilgili dikkat çeken en önemli noktanın, dava dosyasına giren bebeklerin çoğunun soruşturmanın başlamasından sonra yaşamını yitirmesi olduğu söylendi.
Çetenin liderlerinden Dr. Fırat Sarı ve Dr. İlker Gönen hakkında İTO Yönetim Kurulu tarafından resen soruşturma başlatılacak. Suçlar yönetmelik uyarınca meslekten men cezası gerektiriyor. Küçükosmanoğlu, “Gereği yapılacaktır” dedi.
Yenidoğan (neonatal) dönemi (yaşamın ilk 28 günü) sağlığın en kırılgan olduğu dönem. Bebek ölümlerinin yarısından çoğu bu dönemde oluyor. Türkiye’de bebek ölüm hızı 2023’de bin canlı doğumda 9,8’ydi. Neonatal ölüm hızıysa yüzde 6. Yenidoğan ölümleri ülkelerin aynı zamanda sağlık sistemleri ve gelişmişlikleriyle ilgili fikir veriyor. Sağlık il müdürlüklerinin ilçe teşkilatlarında yenidoğan ölümlerini düzenli olarak inceleyen komisyonları var.
Yeterli denetim yapılmıyor
Azap bu komisyonlara rağmen son olaya kadar ölümlerin fark edilmemesinin denetim eksikliğini ortaya koyduğunu söyledi. Süreçte bebek ölümleriyle şüphelilerin arasında illiyet bağı kurulana kadar (geçtiğimiz 16 Eylül) bebek ölümlerinin söz konusu komisyonların dikkatini çekmesi gerekirdi. Azap soruşturmayı yapan savcılığın gizlilik kararına rağmen bu komisyonun faaliyetine devam ederek, ölümleri daha önceden fark etmesi gerektiğini vurguladı.
Küçükosmanoğlu, yenidoğan komisyonlarının, sadece yoğun bakımdakiler değil tüm yenidoğan bebek ölümlerini değerlendirdiğini söyledi: “Belli ki yeterli denetimler yapılmıyor. Komisyonlar zaman zaman bize de hekimlik uygulamaları açısından bir eksiklik olup olmadığı konusunda inceleme için gönderiyorlar. İdari soruşturmayı sağlık müdürlüğü yapıyor. Hata, eksik tespit etmişse idari cezasını veriyor. Adı geçen iki doktorla ilgili bize sağlık il müdürlüğünden ya da SGK’dan ulaşan herhangi bir şikayet, başvuru olmadı.”
Bin gramlık bebeklerini çıkarmak istiyorlar
Olay patladığından beri sağlık sektörüne karşı ciddi bir güven kaybı oluştu. Doğru yapılan işler de hasta ve yakınları tarafından şüpheyle karşılanıyor. Küçükosmanoğlu, “Yenidoğan yoğun bakımda yatan bin gramlık bebeği ‘gereksiz yere yatırıyorsunuz’ diye hastanelerden çıkarmak isteyen aileler var. Bu o çocuklar için son derece tehlikeli. Ölümle sonuçlanabilecek bir durum” dedi.
Kamu kaynaklarıyla özel sektör finanse edilmesin
Azap ayrıca Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) özel hastanelerden hizmet alımından vazgeçmesi gerektiğini ifade etti ve ekledi: “2008’e kadar dünyanın en kötü niyetli suçluları çete kursalar böyle bir tezgahı yapamazlardı. Çünkü SGK özelden hizmet almıyordu. Ayrıca SGK usulsüzlük saptadığında bir yıllığına sözleşmesini fesh ediyodu. Sonra bu kaldırıldı, yerine para cezası getirildi. Özel hastanelerin hepsi böyle (çeteyle birlikte olanlar) çalışmıyor. Oralarda da meslek etiğine dikkat eden, işini iyi yapan meslektaşlarımız var. Ama kamu kaynaklarıyla özel sektörün finansmanından bir an önce vazgeçilmeli. Bu sadece denetimle çözülebilecek bir sorun kesinlikle değil.”
Son olay ‘Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın iflası
Toplantıda şu noktalara dikkat çekildi:
*Son olay 20 yıldan fazla süredir uygulanan ve sağlığı alınır satılır bir meta, hastaneleri ticarethane, hastaları müşteri haline getiren Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın iflas ettiğini gösteriyor. Olayda adı geçen hastanelerin tamamının özel olması tesadüf değil.
*Kamu bile birinci basamak sağlık hizmetlerinden üçüncü basamağa kadar özelleşti. Kamu özel ortaklığıyla inşa edilen şehir hastanelerinde 18 şehir hastanesi böyle çalışıyor. Belli hizmetler taşeronlara verilmiş durumda. Dolayısıyla bunun da ele alınması gerekiyor.
*Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun açıkladığı gibi bunları önlemek, sistemi düzeltmek artık mümkün değil. Sağlık sistemi toptan değiştirilmeli. Bu konunun geçici bir takım tedbirlerle, bir grup ahlak ve vicdan yoksunu kişinin yaptığı hatalar gibi basit bir şeyle açıklanıp, onların üzerine yıkılarak kapatılabilecek bir konu değil.
Çetenin SGK ve 112 ayakları daha da araştırılmalı
*Çetenin SGK’da da ayağının olmaması mümkün değil. Ödemeleri yapan fatura kontrol birimleri var. Oradaki bağlantısı da ortaya çıkarılmalı.
*112 Kontrol Komuta Merkezi büyük oranda iyi çalışan bir sistem. Ancak 112’de de ambulans şoförü dışında çeteyle işbirliği yapan başkaları olabileceğini düşünmek ve araştırmak gerekiyor.
*Özel hastaneler yönetmeliğine aykırı olsa da danışmanlık hizmeti adı altında muvazaalı anlaşmalar yapılıyor. Danışmanlık hizmeti vb. gibi yan sözleşmelerle hastanelerin asli görevlerinin taşeron yapılar tarafından işletilmesi engellenmeli.
*Aynı zamanda özel hastanelerde hekimlerin şirket kurarak çalıştırılması uygulanmasına son verilmeli. Özel hastanede çalışanların her biri şirket kurarak, oranın çalışanı değil, hizmet satan kişiler gibi çalışıyor. Bu hekimin tercihi değil, hastane patronalrının zorlamasıyla olan bir durum. Neredeyse zorunlu hale getirildi.
* Sağlık Bakanlığı 4.907, üniversiteler bin 606, özel hastanelerinde 7.144 olmak üzere toplam 13 bin 657 yenidoğan yoğun bakım yatağı vardır. Özel hastanelerin yenidoğan yoğun bakım yataklarına ilgi göstermesi düşündürücü. Kamuya ait yenidoğan yoğun bakım yatak sayısı artırılmalı, özel hastanelerden hizmet alımına son verilmeli.
* İddianamede sorumlu olarak belirtilen hastanelerin faaliyetlerinin durdurulması sonucu olayla hiçbir ilişkisi bulunmayan 500’e yakın hekim, binlerce sağlık çalışanı bir gecede işsiz kaldı, buralarda hizmet alan hastalar mağdur edildi. Bu hastaneler öncelikle kamu denetiminde yeniden faaliyete geçirilmeli, ardından kamuya devredilmeli, ailelerin ve üçüncü kişilerin uğradığı maddi zarar hastanelerin kamulaştırılmasından karşılanmalı ve çalışanların özlük hakları korunarak kamu çalışanı statüsüne alınması sağlanmalıdır. Öneriyoruz. Bu acil ve yakıcı bir sorun.