HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, “İmralı’nın kapısı her açıldığında bu ülkede kan akmadı, durdu, insanlar ölmedi ve barış umutları yeşerdi” dedi.

HDP eş genel başkanları Pervin Buldan ve Sezai Temelli ile milletvekillerinden oluşan bir heyet, PKK lideri Abdullah Öcalan’ın avukatlarının bağlı olduğu Asrın Hukuk Bürosu’nu geçen hafta ziyaret etmişti.
Parti, 1 Eylül Dünya Barış Günü nedeniyle Diyarbakır’da bir miting düzenledi.
Mitingde konulan Temelli, sözlerine şöyle başladı: “Tecrit barışa karşı, insanlığa karşı, doğaya karşı bu mücadeleye karşıdır. Sevgili arkadaşlarım Sayın Öcalan’ın büyük çaba ile var ettiği ve partimizin binbir emekle destek verdiği barış masasını devirdiler. O günden bugüne dağlarımız, meralarımız, ormanlarımız, evlerimiz yanıyor, evlerimiz. 2013-2015 arasında toplumun barış umudunun nasıl yeşerdiğini, savaşın nasıl anlamsızlaştığını, Sayın Öcalan ile görüşmeler sürerken toplumda nasıl bir huzur ve güven geliştiğini hepimiz gördük. Bu topraklar gördü, Silopi gördü, Van gördü, halklar gördü, hepimiz şahidiz buna.”
Öcalan’ın avukatlarıyla yedi yıldır görüşmediğini söyleyen HDP lideri, “Eskiden koster bozuluyordu, hava şartları uygun değildi, şimdi bahaneye de gerek duymuyorlar. Tecridi sürdürme kararlılığından dolayı avukatlarıyla görüşmesine izin verilmiyor, ailesiyle görüşmesine izin verilmiyor. Telefon edemiyor, mektup gönderemiyor. Bu zulüm Kürt halkının değerlerine saldırıdan başka bir şey değil. Bu ağırlaştırılmış tecrit koşullarına biran önce son verilmelidir. Tecride son vermek barışın önünü açmaktır” dedi.
“Buradan tekrar sesleniyoruz” diyerek sözlerine devam eden Temelli, Öcalan’ın avukatları ve ailesinin İmralı’ya gitmeleri gerektiğini söyledi.
HDP lideri sözlerini şöyle bitirdi: “İmralı’nın kapısı her açıldığında bu ülkede kan akmadı, durdu, insanlar ölmedi ve barış umutları yeşerdi. Nisan 2015’ten bugüne İmralı’nın kapılarını kapattılar. Bugün tecrit olmasaydı, Öcalan özgürlüğüne kavuşsaydı, Türkiye’de herkes belki de herkes bambaşka durumda olacaktı. Belki de kadim sorunları çözüyor olabilecektik. Tecrit ve savaş sürdükçe hiçbir sorun çözülmediği gibi, bütün sorunlar daha da ağırlaşmakta ve Türkiye sorunlar yumağına dönüşüyor. Bundan bir an önce kurtulmamız gerekiyor.”