Ankara, hızla değişen ‘bölgesel Kürt realitesi’ ile baş başa artık. Türkiye’nin Kürt sorunu yıllarca fırsat üstüne fırsat heba ede ede ötelenip birikirken ve 2011’den bu yana da nitelik değiştirip bir iktidarın tekelleşmesinde araç haline getirilirken, IŞİD çeteleri komşu bölgede domino taşlarını yerinden oynatıverdi. Oynayan taşlar şaka değil: Türkiye’nin 1200 kilometrelik güney sınırını bir ‘yumuşakça’ haline getiriyor; muazzam bir güvenlik açığı yaratıyor.
Ankara ne yapacak? Ortada en az 40 ayrı örgütün -kimi gözü dönmüş çeteler- kol gezdiği, 400 binden fazla silahlı militanın bulunduğu bir başıboş ülke var. Bu ülkede, her türlü dehşet ve barbarlığı ihraç etmeye hazır Selefiler’e karşı etkili mücadele edebilecek tek güç, Irak Kürtleri. Rojava’da da PYD.
‘Öyle mi olsun, böyle mi’ye imkan bırakmayan bir durum. Bu durumda, tek akılcı yol, ‘yurtta hızla çözüm, bölgede seküler Kürtler’le işbirliği’dir. Özal’ın öngörüsü haklı çıktı: Türkiye ve bölge Kürtleri ‘karşılıklı bağımlılık’ halinde. ABD ve Ankara ‘şimdilik’ Irak’ın bütünlüğünün korunması gibi olmayacak bir duaya amin demekle meşgul. Ya Irak Kürdistanı referandumla ‘Türkiye ile konfederasyon’ derse? Olmaz olmaz demeyin. Bu saatten sonra her olasılık masada.