Onlar söylemese de biz ne demek istediklerini biliyoruz: kamu harcamalarını kısın, bütçe açığının milli gelire oranını düşürün. Böyle bakınca, bu da anlamlı gelebilir. Ama açıklamayı burada bırakırsanız, hangi kamu harcamalarının kısılacağını ve bütçe açığını azaltacak gelir(vergi) politikasının ne olacağı konusu iktidarın insafına bırakılmış oluyor. İktidar sahipleri de “piyasanın” bu beklentilerini kısmi olarak olsa da karşılayacak kamu “tasarruflarını” hayata geçiriyorlar! Ne mi yapıyorlar? Mesela, taşımalı eğitim ile köylerden ilçe merkezlerine giden öğrencilerin servislerini kaldırıyorlar. Mesela, yirmi milyona yakın öğrencinin bulunduğu temel eğitim okullarına temizlik hizmeti vermiyorlar, bunun için istihdam sağlamıyorlar. Alın size kamu tasarrufu! Efendim? Ama çocukların sağlığı mı dediniz? Dert ettiğiniz şeye bakın. Ne yapsın iktidar, 60 bin den fazla okulda 700 binin üzerinde derslikte eğitim alan çocukların sağlıklı ortamlarda bulunması için 100 bin kişi mi işe alsın? Bunun bütçe açığına etkisini hiç düşündünüz mü? Öyle istemek kolay tabi.
Tabi, bütçe açığı sadece harcama kısılarak değil, aynı zamanda vergi geliri de artırılarak yapılır. Vergileri artırdılar mı? Evet. Peki, bu vergi yükünü kimin omuzlarına yüklediler? KDV, ÖTV artışıyla, adil olamayan dolaylı vergilerle size yıktılar. Bakmayın siz öyle “çok kazanandan çok vergi alacağız” demelerine. BU söylemi “vergiyi tabana yayacağız” diyerek tamamlıyorlar. Tabanda(en altta) kim var? Evet, bunu da bildiniz. Haksızlık da etmeyelim. Mehmet Şimşek KÖİ şirketlerinin kurumlar vergisi oranını yüzde 25’ten yüzde 30’a çıkardıklarını övünerek anlatıyor. Güzel, artırdınız da bu şekilde faaliyet gösteren 44 şirketin 37’sinin hiç matrah beyan etmediğini Bakanlık biliyor. “Matrahı olmayan” şirketin vergi oranını artırsanız ne olur artırmasanız ne olur?
Demem o ki, sadece oranlara takılıp kalmayın Kamu harcaması denildiği zaman bu harcamaların sosyal etkilerini ve toplumsal faydalarını öncelikli olarak dikkate alın. Kime, ne kadar ve nasıl bir fayda sağlıyor ona bakın. Benzer şekilde vergi gelirini artırın demekle yetinmeyin, zenginden daha fazla vergi alın demekten geri durmayın.