Yalçın Akdoğan: Değişim ve demokrasi vurguları Erdoğan'a çok yakışıyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

Cumhurbaşkanı adayı Tayyip Erdoğan açıkladığı ‘vizyon belgesi’yle ‘Yeni Türkiye’ vaat etti. Meseleyi kendi kişisel hikayesi veya 13 yıllık AK Parti’nin serüveni olarak değil Cumhuriyetin ilk dönemlerine uzanan daha köklü bir siyasi mücadelenin geldiği nokta olarak ele aldı. Eski Türkiye-Yeni Türkiye kavramsallaştırması bir devrin kapanıp yeni bir devrin açılacağı düşüncesine dayanıyordu. Sürecin ruhunu oluşturan kavram ‘değişim’ idi, yeni devrin ana temasını ise ‘demokrasi’ oluşturuyordu. Değişim ve demokrasi vurguları Erdoğan’a çok yakışıyor ve geçmişten bu yana verdiği siyasi mücadeleye uygun düşüyor.

Başbakan Erdoğan, 2001’de sahneye çıkan AK Parti ruhunu canlandırdı, adeta yeniden format attı. Konuşması ‘ama’sız, ‘fakat’sız, yani kılçıksız bir demokrasi bildirgesi şeklindeydi. Cumhuriyet tarihinin büyük siyasi dalgaları üzerinde yükselebilmek, meta anlatılar üzerinden konuşabilmek büyük siyasi lider olmayı gerektirir. Buna ne Kılıçdaroğlu’nun, ne Bahçeli’nin siyasi ağırlığı yeter.

Her seçim, türü ne olursa olsun, Erdoğan’ın siyasi mücadelesinde bir aşamayı, milletin ‘büyük hikayesi’nde ise bir anlamı ifade ediyor. Bunun sağladığı motivasyonu muhalefetin üretebilmesi de, engelleyebilmesi de mümkün görünmüyor. Küçük sularda küçük balık tutmaya alışan aktörlerin okyanusta performans göstermesini beklemek onlara da haksızlıktır.

Yalçın Akdoğan’ın yazısı