AYM üyelerinden Engin Yıldırım’ın hafta başında kendi sosyal medya hesabından “Işıklar Yanıyor” açıklaması üzerine ülke siyasetinde bir kez daha anlamsız fırtınalar koptu. AKP’nin tüm sözcüleri anında birkaç koldan saldırıya geçti; yandaş basın yayın AYM’ye yönelik saldırılarını yaygınlaştırdı. Yıldırım’ın hemen ardından yaptığı “üzüntü ve özür” açıklamaları da hiç yeterli olmadı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yıldırım’ın tamamıyla bireysel olan açıklamasını, “yapmamalıydı” vurgusunun çok ötesine götürdü; hiçbir kanıt gösterme gereği duymadan, açıklamayı “Bireysel bir tweet olarak değerlendirme doğru olmaz” sözleriyle, örgütlü bir girişim alarak suçladı.
Dahası, Erdoğan, “anında”, AYM’yi göreve çağırdı; yine “anında” toplanan AYM de “bir üyesinin açıklaması AYM’nin kurumsal görüşünü yansıtmaz” diye bir açıklama yapma gereği duydu. AYM, Osmanlıcasıyla malum-ü ilam etti; bilinen ve açık olan bir şeyi açıkladı; elbette bir kurumun mensuplarından birinin kişisel açıklamaları o kurumu bağlamazdı.
Yurttaşın haklarını koruması gereken AYM, çok yazık ki kurum olarak kendini savunma yolunu seçti.