Evet, mesele Fazıl Say değil, ‘Tek adam rejimi’ne muhalif olmanın zorunlu kıldığı hassasiyetler, uyulmadığında sadece uymayana değil, aynı eksendeki bütün muhalif rezerve irtifa kaybettirecek ‘normlar’dır söz konusu olan.
Yoksa Say’ın sanatsal birikimini, üretimini, performansını tartışmak ne mümkün! Öyle Yavuz Bingöl misali müziğin 5’inci liginde bile ancak küme düşme hattında yer bulabilecek tiplerle aynı kefeye koymak kimin haddine?
Ama bu gerçek, Fazıl Say’ın politik olarak düştüğü tuzağı görmezden gelmemizi gerektirmez.