Son AYM tartışması da dahil, bahsettiğimiz ‘hikmetinden sual olunmaz iktidar’ arayışı, esas olarak “devlet yıkılıyor” ekseninde bir tepkiyle karşılaşıyor. Düzen muhalefetinin başlıca hareket noktası da bu oluyor. Muhalefet adına ekranlara çıkıp konuşanlar, “devlet kalmadı” diyorlar. Şu sözler İyi Parti’li bir yetkiliden mesela: “Devlet hiç bu kadar paralize edilmemişti, hiç bu kadar ayağa düşürülmemişti. Bu yaşanılanlarda devletin yıkım sürecini görüyorum…”
Öyle mi gerçekten? “Devletin yıkım süreci” mi bu, çöküyor mu devlet?
(…)
Burada varsa bir çelişki, ‘devlet yıkılıyor’ diyen devletçi muhalifinkidir.
Devlet falan da yıkılmıyor ayrıca!
Evet, bir gerilim ve kriz var ortada. Ama bu bir ‘çöküşün’ değil, bahsettiğimiz arayışın, ‘yeniden inşa’nın sonuçları, semptomlarıdır.
‘Yeniden inşa’yla kastımız, rejimin dönüşümüdür. Saray’da toplanmış iktidarın bire bir kendisine uygun bir rejim inşa etmesinin sancılarıyla karşı karşıyayız.