Vedat İlbeyoğlu: Başarısızlık seçimlere özgü değildir

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

İktidar partisinin yüzde 7 gibi bir oy kaybı var. Ama kaybettiğini önemli ölçüde kendi ittifakı içinde tutabildi. Bu sonuçtan burjuva muhalefet mi sorumludur yalnızca? Sol, sosyalist, demokratik güçler AKP’deki “kayıp kaçaklara” asgari ölçülerde de olsa neden adres olamadı, olamıyor? Burada mesele, seçimlerde adres olmak değil elbette. Seçim sonuçları bir ayna sadece. Asıl sorun toplumsal yaşam içerisinde, toplumsal mücadele alanlarında kapsadığın yerle, etkiyle ilgili. Oradaki pozisyonun neyse, seçimlerdeki performansın da o kadar oluyor. Yani? Seçimlerin sandıkta değil de öncesinde, toplumsal siyasal yaşamın bizzat içinde kazanılabileceğine dair denklemi tersinden de kurabiliriz: Seçimlerde karşılaşılan başarısızlık da toplumsal siyasal mücadele içindeki pozisyonunla, düzeyinle ilintilidir. Sevgili Alper Taş’ın “Seçim biz sosyalistlerin ayarını bozuyor” sözü bu bakımdan epeyce ironiktir. Taş, karnından konuşmayan, samimi, en açık sözlü sosyalistlerden biridir. Bu ‘ayar bozumu’ tespitini seçim dönemlerinde yaşanan ittifak tartışmaları üzerinden yapıyor. Oysa biraz daha açık sözlü olmaya ihtiyaç var. Ayarı bozan seçimler değil, tersine, zaten ‘bozuk’ olan ayarlar seçim sonuçlarıyla teyit ediliyor! İşler yolunda gidiyor da seçimler bozuyor değil, yolunda gitmeyen şeyler seçimlerde daha bir somutlanıp göze batıyor.

Açık konuşmak gerekiyor, (TİP’in, öyle ya da böyle gösterdiği özgün ve istisnai performans hariç) Türkiye solunun seçimlerdeki başarısızlığını, ‘esas mücadele alanı seçimler değil, dolayısıyla bizim için seçim kıstas değildir’ şeklinde izah etmeye çalışmak, gerçekçi sayılamaz. Başarısızlık seçimlere özgü değildir aslında, seçim sonuçları ‘olana’ ayna tutmuştur sadece. Durum iç açıcı değildir ve sosyalist hareketin zayıflığı, işçi emekçi kitlelere nüfuz etme kifayetsizliği, yeteneksizliği bakımından handikaplar içermektedir. Bu durumu görmezden gelmek, gerçekliği kabul etmeyip ötelemek olur ki bunun da geleceğe dair ihtiyaç olmadığı açık olsa gerek.

Vedat İlbeyoğlu’nun yazısı