konuşmasında bu kadar “pusu ” vurgusu yapan Ağıralioğlu, (’80 öncesi çocuktur, yaşı tutmaz ama ‘geleneği’ öğrenmiş tabi!) tam da pusuculara özgü bir akıl ve pratik sergiledi. Konuya dair konuşan bir partili, masaya dönme kararını Genel İdare Kurulu olarak aldıklarını, Ağıralioğlu’nun da GİK üyesi olduğunu ve sözkonusu toplantıda hiç bir itirazını duymadığını söylüyor. Susmak zorunda kalmış ama uygun zamanı kollamış demek. Pusuculuk değil midir bu? Öyle ya da böyle, en azından görüntüyü kurtarmaya çalışan parti başkanın, ‘amacımıza ulaştığımız için ittifaka döndük, sorunlar çözüldü’ diyecek… Ve sen, ittifakınızın ortak adayının en güçlü pozisyon yakaladığı bir anda ortalığa düşecek, böyle feveran edip kafanı duvarlara vuracaksın. Emek ve Özgürlük İttifakı aday çıkarmayacağını açıkladıktan hemen sonra. Pusuculuk bu işte. Beklemek ve kendince en uygun anı kollamak!
O da tam zamanında katılıyor iktidar menşeyli gürültüye: Gördünüz mü işte teröristler de aday çıkarmayarak Kılıçdaroğlu’nu destekliyor!
Neymiş? HDP’nin desteklemeyeceği bir aday gerekirmiş! İYİP içindeki ‘ülkücü/milliyetçi’ hizibin bu tezini tekrar eden Ağıralioğlu, neredeyse HDP’ye gidip Kılıçdaroğlu’nu desteklememesini isteyecek de bereket muhatap almıyor! Ancak HDP’nin desteğiyle kazanılabileceği gerçeğini bile bile yapıyor bunu. HDP desteğini Erdoğan’ın kazanmasından daha kötü bir sonuç olarak görüyor. Esas olarak kime muhalif olduğu ortada değil mi? Saray medyası onu manşet yapmasın da kimi yapsın?!