Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran kadrolar bu genç devletin komşularıyla ilişkilerini yayılmacı ve toprak kavgalarını tahrik edici bir söylem kullanmaksızın inşa etmişler ve sürdürebilmişlerdir. Bu başarı onların diplomasi yeteneği ve erdemli devlet adamı anlayışları sayesinde mümkün olabilmiştir.
Benzer yaklaşımların komşularımızda da hakim olması beklenirdi. Ama hemen hemen her komşumuzda Türkiye’nin topraklarına yönelik çağın gerisinde kalan zihniyetleri temsil eden amaçlar üzerinden politika yapan siyasi partiler, dernekler, cemiyetler olmuştur.
Ermenistan’da hala 1915 olayları ile ilgili olarak kullanılan söylem dile getirilirken doğu Anadolu topraklarının “Batı Ermenistan” tabiri kullanılarak anılmasından rahatsızlık duyarız.
Suriye’de Hatay ve İskenderun’un Suriye toprakları olduğunu iddia eden ve bunu gerçekleştirilmesi gereken bir hedef olarak savunan çevreler yok mu? Bugün hala Suriye’de Hatay’ı Türkiye toprakları içinde değil de Suriye toprakları içinde gösteren bir haritayla karşılaşsak bundan duyduğumuz rahatsızlığı en güçlü şekilde diplomatik üsluba uygun olarak protesto eder, düzeltilmesini isteriz.
Yunanistan’da durum farklı mı? Bugün hala “Megali İdea” fikrine inananlar ve bunun bir gün gerçekleşecek bir görüş olduğunu savunanlar, buna da saf bir şekilde inananlar mevcuttur. Megali İdea fikri Fatih Sultan Mehmet’in Istanbul’u fethederek Bizans İmparatorluğu’na son verdiğinden beri canlı tutulan bir ülküdür ve bugün de Yunanistan’da hala bu ülküye bağlılığını sürdüren çevreler vardır.