‘Gazeteci, röportajcı, romancı’ Yaşar Kemal, yukarıdaki yazılardan ilki gibi binlerce hikayeyi, hem de en sansürlü, en konuşulmaz zamanlarda, Anadolu’nun ince damarlarlarında yakalayıp bu ülkeye anlattı. ‘Vicdan’ Yaşar Kemal, yukarıdaki yazılardan ikincisindeki bir ‘barış umudu‘nu, çoğumuzdan çok daha önce telaffuz etti, kalbini ve sözünü ona adadı.
Her zaman ‘Abi’ olan Yaşar Ağabey, çocukluğumdaki komşumuzdu. Mütevazı bir gazeteci kooperatifi mahallesinde, Yaşar Kemal, Orhan Kemal, Çetin Altan, İslam Çupi, Doğan Koloğlu ve diğerlerinin yanında büyüyen, evlerine girip çıkan, kiminin evinden toplanıp götürülüşünü, kiminin kitaplarının çöp varillerinde yakılışını izlemiş çocuklardık.
Yaşar Kemal, biz küçüklere sadece kitaplar yazmazdı; bir de ‘uçurtmalar’ yaptı… Gözümüz göğe, aklımız bastığımız evrene, nefesimiz havaya, ufkumuz sınırsızlığa karışsın diye. ‘Uçurtmacı çocuklar’ derdi; biz Yaşar Ağabey dedik hep. Sonra, onca yılın ciltlerini, yazılarını, sözlerini, nefesini miras bırakıp işte bir uçurtmaya bindi, heybetli gövdesinin çok çok hafiflediği bir şubat sonu…