Bir zamanlar ‘demokrasi tramvay mı’ tartışması vardı.
O vakit, tramvay da olsa, ‘devletin resmi-militer tercihi’ dışında kimseyi herhangi bir şeye bindirmek istemeyenler için o laf çok önemli kanıttı.
Onlar içinse demokrasi zaten ‘tank’tı!
Bugün, tramvay ne kelime, demokrasinin TIR sayıldığı yerdeyiz.
Çok ilerliyor ama nasıl bir başarıysa, devamlı bir ‘araç’ta ve sürekli kazazedeyiz. Herkes, her şey araç, alet edevat.
Tramvay kifayetsiz kaldığı için isterse TIR olsun, TR yine de bu yükü, bu acıyı, bu nefreti, bunca gelgiti, bu kadar yarılmayı kolay kaldıramaz.
Tarihe istediğiniz gibi yazıp çizebilir, yazıp bozabilirsiniz; lakin o tarih hep istediğiniz gibi okunmaz!
O yüzden, TIR’ın sadece ‘Uluslararası Karayolu Nakliyesi’nin Fransızcasından kısaltma olmadığını, şoförün yükleyip boşaltıp gazladığı malum araç manasına gelmediğini…
Aynı zamanda psikoloji-psikiyatrik ‘Traumatic Incident Reduction’ın da kısaltması olduğunu söylemeli:
“Geçmişte yaşanmış acıların, hüzün, üzüntü dolu vakaların baskısını azaltmak.”
Hiç olmazsa bir nebze bari!