Umur Talu: İster sarayda otur, ister köşkte; Vicdan Azapsız Ölüm Merkezi imkânsız!

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

Ali Haydar’ı, hep sevdiği Cağaloğlu’nda arkadaşlarıyla buluşmak olan son arzusuna kucak açan, hep saygı duyduğu Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nden uğurladıktan sonra, epeydir yuvarlanmadığım “Yokuş”tan aşağı iniyordum. İşte kafamın içinde bir de bu gidip geldi: Ağrısız ölüm merkezi mümkün ama vicdan azapsız ölüm merkezi mümkün değil!

Şimdi ben bunu kendime söylüyorum, ama sana da söylüyorum. Artık sen her kimsen! İster sarayda, ister köşkte, ister bir köşede kurulmuş olalım! İster devlet adamı, ister medya ağası, ister köşe celladı olalım! İster onca insanın hayatıyla oynamış biri olalım; ister o hayatları çalmış bir öteki. Kendimize, kendime de söylüyorum: Bak oğlum; ağrısız ölüm mümkün ama vicdan azapsız ölüm, pek mümkün değil!

Baktım, onu hastayken kovabilen devlet ajansı, var olsun, çok incelik yapmış, çelenk göndermiş! Baktım, onun özel haberleri, manşetleriyle de “Basında Güven” diye böbürlenmiş Milliyet’in o günlerinden, onu kovabilen efendiler ortada yok. O zaman daha iyi anlıyorsun…

İşte, önünde yatıyor; sevgi dolu, el ele, hep hayırla anılarak, huzur dolu ve üstelik ağrısız ölüm mümkün… Ama vicdan azapsız ölüm mümkün değil; kudretinle, paranla çırpınsan da, Vicdan Azapsız Ölüm Merkezi imkânsız efendim!

Umur Talu’nun yazısı