Türkiye’de sosyal medya düzenlemesi denilince genellikle yasaklar ve sansür anlaşılıyor. Oysa ülkenizdeki haber kuruluşlarını bu dev platformların sömürüsüne karşı korumak da bir düzenleme konusu olabilir pekâlâ. Tıpkı Avustralya’nın, Fransa’nın yaptığı gibi. Bu tartışmalar maalesef bizim için hâlâ lüks. Güncel tartışmaya dönersek, zaten aldığı fonları başından beri şeffaf bir şekilde sayfasında ilan etmiş Medyascope gibi kuruluşlara fon alıyor diye yüklenmenin bir anlamı yok. Elbette ki bu işin ideali, bir haber kuruluşunu öncelikle sadece okur veya izleyicisinin finanse etmesidir. Bunu tercih ettiğimi zaten yıllardır her platformda dillendiriyorum. Ancak bu ideal her zaman gerçekleşmiyor diye de fonları yekpare bir utanç meselesi olarak etiketlemek doğru olmaz. Şeffaf bir şekilde açıklanan her fonun değerlemesini okuru, izleyicisi yapar. Kamu bankalarının bile reklam verme konusunda gayet net bir şekilde ayrımcılık yaptığı, sermayenin ballı kredilerle medya satın aldığı ortamda medyanın finansmanını sadece fonlar üzerinden tartışamayız. Onun yerine odadaki fili fark etmemiz ve habere bedel ödeme bilincini kaybettiğimiz noktaya geri dönmemiz gerekiyor.