Ücret dağılımı alt seviyelerde sıkıştı; ara kademe çalışanların asgari ücrete göre sahip oldukları ücret avantajı belirgin şekilde azaldı.
Asgari ücret ve %10 üzerinde maaş alanların oranı, tüm çalışanlar içinde yükseldi.
2002 yılında asgari ücret civarında çalışanların oranı toplam istihdam içinde %15-20 civarındayken, günümüzde bu oran %45-50 bandına çıktı. Avrupa genelinde bu oran %5-10 civarındadır.
Böylece özel sektörde ücret piramidinin orta bölümü daraldı ve çalışanların önemli bir kısmı asgari ücret çevresinde kümelendi. Ortalama ücretin, “asgari ücretlileşmesi” olarak tabir edilen bu duruma, literatürde “asgari ücret tuzağı” deniyor.
Tercih edilen ve uygulanan politikalar sonucu, tüm hizmet sınıfları, kariyer grupları ve hiyerarşik kademeler arasında; görev-yetki-temsil ilişkisi ve maaş dengeleri ciddi oranda bozuldu.
Özetle, 2002’den 2026’ya geçen 24 yıllık süreç, ücret piramidinin, özel sektörde tabana yakın bir noktada; kamuda ise en düşük maaşla en yüksek maaş rakamı arasında medyan değere ulaştığı bir dönüşümü gözler önüne seriyor.
Bu çerçevede, maaş sisteminde rasyonel dengelerin yeniden kurulması; yalnızca dönemsel ve sabit zam formülleriyle değil, görev-yetki-sorumluluk eksenini yeniden tanımlayan, kapsayıcı ve yapısal bir reform stratejisiyle mümkün olacaktır.