Ulvi Saran: Konut sorunu tek başına 'mülkiyet ahlakı' ile ifade edilecek kadar basit değildir

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Dar gelirlilerin konuta erişimini sağlamak için ihtiyaçtan fazla konut satın almayı engellemek doğru mudur?

Bu tür alımların engellenmesi veya bazı kısıtlamalar getirilmesi, esasen dar gelirlilerin yeterli finansman imkanlarına sahip olmamaları nedeniyle; projelerin ön satış modellerini zayıflatabilir, müteahhitlerin finansman maliyetlerini artırabilir ve sonuçta daha az konut üretilmesine yol açabilir.

Bu da dar gelirliler açısından fiyat ve erişim sorununu hafifletmek yerine, daha da derinleştirme riski taşır. Dolayısıyla çıkar yol, talebi yasaklamak veya konut satışlarına kısıtlama getirmek değil; dar gelirlilere yönelik hedefli finansman mekanizmaları oluşturmak, onlara yeterli ve uygun şartlarda konut kredisi sağlamaktır.

Yaşanan tabloyu “Gayrimenkul biriktirmek barınma hakkını ortadan kaldırır” şeklinde okumak, iktisatta sıkça yapılan bir ‘sıfır toplamlı yanılgı’ örneğidir.

Sorun, kaç daireye sahip olunduğu değil; konut üretiminin neden yetersiz kaldığı, kiraların neden hukuken baskılandığı ve enflasyonun neden kontrol altına alınamadığıdır. Bu yapısal sorunların faturasını bağımsız konut sahiplerine ahlaki suçlama olarak kesmek, meseleyi açıklamaz; sadece çok boyutlu sosyal ve ekonomik bir problemi anlaşılmaz hale getirir.

Konut sorunu tek başına ‘mülkiyet ahlakı’ ile ifade edilecek kadar basit değildir. Bu sorunu, ‘arz–fiyat–enflasyon-hukuk’ ekseninde okumayan her yorum eksik veya yanlış kalır.

Ulvi Saran’ın yazısı